İNSANI UNUTAN SİYASET ÜZERİNE

2 hafta önce 4

 

Dünyayı, ülkeleri, halkları yöneten siyasetçiler..

Ne zaman yalanı bırakıp gerçekleri konuşacaklar?

Ne zaman söz vermekten vazgeçecekler?

Bu bir muhalefet sloganı değil. Bu, sokakta yürüyen, markette etiket değiştiren fiyatlara bakan, haber bültenlerinde savaş görüntüleri ile büyüyen çocukları izleyen sıradan bir insanın sorusu..

Bugün dünyada siyaset, jalkı korumak için değil; halkı yönetmek, gerekirse bastırmak ve elde ettiği güçle egolarini tatmin için bir akıl yürütme ürünü haline geldi. Yurttaş, özne olmaktan çıktı; istatistik oldu. Seçmen, insan olmaktan önce “ kontrol edilmesi gereken kitle “ olarak görülüyor. İnsanlardan toplanan çok çeşitli vergilerle, kendilerine tahsis edilen konutlarda, araçlarda ve sunulan çok çeşitli olanaklardan yararlanmak için kitleleri kullanma sanatlarını icra eden ve sürekli güzel sözlerle halkları kandırma sanatlarını icra ediyorlar.

Gerçekler neden söylenmiyor? Çünkü gerçekler bedel ister. Şeffaflık, iktidarınların kutsallığını bozar. Oysa söz vermek ucuzdur bedeli yoktur; sorumluluk gerektirmez. Bu yüzden yalan, bireysel bir ahlak sorunu olmaktan çıkıp sistemlerin dili haline gelir.

Peki;

İnsanlar ne zaman kendilerini güvende hissedecekleri yönetim biçimlerine kavuşacak? Hukukun gerçekten bağımsız olduğu, iktidarların sorgulanabildiği, insanın “ tebaa” değil özne sayıldığı gün. Ama bugünün dünyasında güvenlik, halka değil; yönetenlere tahsis edilmiş bir ayrıcalıktır.

Siyasetçiler kendi güvenlikleri için akıl almaz sistemler geliştirirken, halklarını ne zaman hatırlayacaklar?

Cevap açık;

Kendilerini halktan ayrı, dokunulmaz bir sınıf olarak görmekten vazgeçtiklerinde. Ancak güç korkuyla beslendiği sürece, korku aşağıya doğru akacaktır.

İnançlara, özel yaşama, cinsel tercihlere saygı ne zaman başlayacak? İktidar, insanın özgürlük alanına ne kadar saygı duyarsa, o kadar zayıflar. Bu yüzden “ahlak”, “gelenek” ve “kutsal” kavramları çoğu zaman sevgi için değil, denetim için kullanılır.

Takvimler dolusu ‘ dünya….. günü’ var. Kadınlar günü, çocuklar günü, insan hakları günü, sevgililer günü….. Ama yılın geri kalan günleri unutuluyorsa, bu günlere saygı değil; oyalamadır. Gerçek saygı, törenlerde değil; yasalarda, bütçelerde ve gündelik hayatta görünür.

Siyaset ne zaman “ nasıl yönetirim? sorusunu bırakıp”, “ İnsanlar nasıl daha huzurlu, daha sağlıklı, daha onurlu yaşar? sorusunu sormaya başlıyacak? İşte asıl dönüşüm budur.

Ve savaşlar….

Milyarlarca dolarlık silah bütçeleri varken, dünyayı yaşanabilir kılmak neden hala bir ‘ ütopya’ gibi sunuluyor? Çünkü savaş, kazançlı olduğu sürece sürer. Barış ise pek çok çıkar gurubunun defterinde kazançli görünmez.

Yine de bu soruları sormaktan vazgeçmemek gerekir. Çünkü bu sorular şunu söylüyor; “ ben buna alışmıyorum. “

Alışmamaki itaat etmemektir. Sessizce kabullenmemektir. Ve insanlık, tam da burada başlar.

Dostça selamlarımla,

Kamil kopuz

Kkopuz53@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

The post İNSANI UNUTAN SİYASET ÜZERİNE first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku