Hollanda’da çalışanlar neden daha çok hastalanıyor?

1 saat önce 12

Bu yazımda geçtiğimiz günlerde bir haberde dikkatimi çeken bir veriyi sizlerle paylaşmak istedim; Her ne kadar alışılagelmiş bir yazı uslubum olmasa da… Hollanda’nın çalışma hayatına dair açıklanan son rakamlar, beni oldukça şaırttı ve bana tek başına bir istatistik tablosundan fazlasını söylüyor. O tabloya göre Hollanda İstatistik Kurumu (CBS), 2026’nın ilk çeyreğinde hastalık nedeniyle işe devamsızlık oranının yüzde 5,8’e yükseldiğini açıkladı. Kâğıt üzerinde bu, her bin iş gününün 58’inin kaybedilmesi demek. Fakat asıl mesele, kaybedilen günlerden çok, o günlerin neden kaybedildiği. Elbette grip, soğuk algınlığı ve diğer virüsler hayatın gerçeği. Çalışanların hastalık izni alırken en sık bu gerekçeleri göstermesi şaşırtıcı değil. Ama bana göre verilerin arasına serpiştirilmiş daha önemli bir cümle var: Hastalık iznine çıkan çalışanların yaklaşık dörtte biri, yaşadığı sağlık sorununun tamamen ya da kısmen iş kaynaklı olduğunu düşünüyor. İşte burada durup biraz düşünmek gerekiyor. İş yalnızca geçim kapısı değil Hollanda’daki çalışma koşulları üzerine yapılan Ulusal Çalışma Koşulları Araştırması’nda, işe bağlı hastalık izinlerinin en önemli nedeni açıkça belirtiliyor: aşırı iş yükü ve iş stresi. Arkasından iş yerinde enfeksiyon kapılması ve fiziksel olarak ağır çalışma koşulları geliyor. Yani mesele yalnızca mevsimsel hastalıklar değil; çalışma düzeninin kendisi de insanları yoruyor, yıpratıyor ve sonunda hasta ediyor. Bu tablo en belirgin şekilde sağlık sektöründe görülüyor. Hastalık nedeniyle işe devamsızlık oranı burada yüzde 8,2’ye kadar çıkmış durumda. İnsanların sağlığı için çalışanların kendi sağlıklarını korumakta zorlanması, sistemin ne kadar zorlandığını gösteriyor. Personel eksikliği, artan talep ve yoğun tempo, sağlık çalışanlarını hem fiziksel hem psikolojik olarak tüketiyor. Dikkat çekici bir başka nokta da ruh sağlığı verileri. Hastalık iznine çıkanların yüzde 9’u psikolojik sorunlar, aşırı stres veya tükenmişlik sendromunu gerekçe gösteriyor. Tükenmişlik, bir sabah aniden ortaya çıkan bir rahatsızlık değildir; uzun süre devam eden baskının, yetişme telaşının ve dinlenememenin sonucudur. Bu nedenle rakam küçük görünse bile etkisi büyüktür. Hukuki çerçeve ne diyor? Hollanda’da çalışanların hastalandığında ücretli izin alma hakkı bulunuyor. İşverenler genel olarak çalışan hastalandığında ücretin en az yüzde 70’ini ödemekle yükümlü; birçok toplu iş sözleşmesinde bu oran daha yüksek uygulanıyor. İşverenin aynı zamanda çalışanı mümkün olduğunca işe döndürmek için “yeniden entegrasyon” sürecini yürütme sorumluluğu da var. Yani sistem, hastalığı yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, iş yaşamının ortak sorumluluğu olarak görüyor. Peki neden oranlar yeniden yükseliyor? 2025 genelinde devamsızlık oranı yüzde 5,4’tü; 2026’nın ilk çeyreğinde bunun üzerine çıkılması, son yıllardaki düşüş eğiliminin kırıldığını gösteriyor. Ben bunun ardında üç temel neden görüyorum:
  1. Artan iş baskısı
Daha az personelle daha fazla iş yapılmaya çalışılıyor.
  1. Ruh sağlığı sorunlarının görünür hale gelmesi
İnsanlar artık tükenmişliği daha fazla dile getiriyor.
  1. Çalışma hayatının hızlanması
Sürekli ulaşılabilir olma beklentisi dinlenme alanını daraltıyor. Bu nedenle meseleye yalnızca “daha çok grip oldu” şeklinde bakmak yetersiz kalır. Hollanda’daki rakamlar, modern çalışma hayatının sınırlarına yaklaşıldığını gösteriyor. İnsanlar sadece virüslerden değil, bazen yetişmesi imkânsız hale gelen iş yükünden de hastalanıyor. Ve bana göre asıl soru şu: Çalışanların ne kadar süre işe gelebildiği değil, işe sağlıklı bir şekilde devam edip edemedikleri. Saygı ve muhabbetlerimle,

Hollanda’da çalışanlar neden daha çok hastalanıyor? yazısı ilk önce Ufuk Media üzerinde ortaya çıktı.

Makalenin tamamını oku