Hollanda’ya işçi olarak gelen Türklerin hikâyeleri, yalnızca çalışmak ve para kazanmakla sınırlı değil. Geride bırakılan aileler, yaşanan özlem, dil engelleri ve yeni bir ülkede tutunma mücadelesi, birçok göçmen ailenin ortak geçmişini oluşturuyor.
Bu hikâyelerden biri de Bursa’dan Hollanda’ya uzanan Yıldırım ailesine ait.
Üç aylığına geldi, 40 yılı aşkın süredir Hollanda’da
Bugün 63 yaşında olan Ahmet Yıldırım, 1980’li yıllarda Bursa’dan Almanya üzerinden Hollanda’ya geldi. Amacı birkaç ay çalışarak para biriktirmek ve Türkiye’deki ailesinin yanına dönmekti. Ancak planladığı üç aylık süre yıllara dönüştü.
İlk olarak bir inşaat şirketinde temizlik işçisi olarak çalışan Yıldırım, zamanla kendisini geliştirerek vinç operatörlüğüne kadar yükseldi.
Hollanda’ya geldiğinde tek kelime Hollandaca bilmediğini anlatan Ahmet Yıldırım, o yıllarda yaşadığı zorlukları şöyle dile getirdi: “Burada ne ailem ne de arkadaşlarım vardı. Markete gittiğimde biber ya da ekmek istediğimi bile anlatamıyordum. İstediğim şeyi parmağımla gösteriyordum.”
Yıllarca ailesinden ayrı yaşayan Yıldırım, daha sonra eşini ve çocuklarını da Hollanda’ya getirdi.
Okulda dışlandı, ancak mücadeleden vazgeçmedi
Babası gibi Türkiye’de doğup büyüyen Şahin Yıldırım, 12 yaşında Hollanda’ya geldiğinde hiç Hollandaca bilmiyordu.
Önce dil okuluna gönderilen Yıldırım’a yapılan değerlendirmede düşük seviyeli bir eğitim programı önerildi. Ancak yeteneklerini fark eden bir öğretmeni, onun daha iyi bir eğitim alabileceğine inanarak farklı bir okula yönlendirdi.
Bu karar hayatının dönüm noktalarından biri oldu.
İki yıl içerisinde eğitim seviyesini yükselten Yıldırım, önce mavo, ardından havo eğitimini tamamladı.
Ancak okul yılları kolay geçmedi. Türk kökenli olması ve Hollandacayı sonradan öğrenmesi nedeniyle zaman zaman arkadaşlarının aşağılayıcı sözlerine maruz kaldı.
Yüksekokul eğitimi sırasında bir arkadaşının kendisine, “Sen bu okulu bitirebilecek misin? Daha doğru düzgün Hollandaca bile konuşamıyorsun” dediğini anlatan Yıldırım, bu sözlerin kendisini yıldırmak yerine daha fazla çalışmaya yönelttiğini söyledi.
Yıldırım, eğitimini üç yılda tamamlayarak diplomasını aldı. Daha sonra Amsterdam Vrije Üniversitesi'nde İletişim ve Medya eğitimi gördü.
Şimdi dezavantajlı çocuklara destek oluyor
Çocukluğunda yaşadığı fırsat eşitsizliğini unutmayan Şahin Yıldırım, bugün Lahey’de faaliyet gösteren Excellent Academy adlı eğitim kurumunun yöneticiliğini yapıyor.
Kurum bünyesinde öğrencilere ek dersler, yetenek geliştirme programları ve yaz okulları aracılığıyla destek sağlanıyor.
Yıldırım, özellikle eğitim hayatına dezavantajlı başlayan çocukların potansiyellerini ortaya çıkarmayı hedefliyor.
Bir dönem diplomat veya büyükelçi olmak istediğini belirten Yıldırım, bugün kendisini insanlar arasında köprü kuran bir kültür elçisi olarak tanımlıyor.
“Geleceğin diplomatlarının en iyi şekilde yetişmesine yardımcı oluyorum. Her çocuğun eşit değerlendirilmesini ve kendisine sunulan fırsatları kullanabilmesini istiyorum. Herkesin avukat olması gerekmiyor, ancak herkes mücadele ederek başarılı olabilir.”
Göçmen işçilerin hikâyelerini unutturmuyor
Eğitim çalışmalarının yanı sıra Hollanda’nın göç tarihine de ilgi duyan Şahin Yıldırım, işçi göçü konusunda çeşitli kitaplar kaleme aldı.
Türk, Faslı ve diğer göçmen toplulukların Hollanda’nın ekonomik ve toplumsal gelişimine önemli katkılar sağladığını belirten Yıldırım, bu insanların yaşadıkları zorlukların yeterince anlatılmadığını düşünüyor.
Yıldırım'a göre Hollanda’ya gelen ilk kuşak işçiler, yalnızca iş gücü ihtiyacını karşılamakla kalmadı, ülkenin bugünkü çok kültürlü yapısının oluşmasına da katkıda bulundu.
Lahey’de 60 yıllık işçi göçü sergisi
Şahin Yıldırım’ın girişimiyle Lahey’de, Hollanda’ya işçi göçünün 60 yıllık geçmişini anlatan bir açık hava fotoğraf sergisi düzenleniyor.
“Hollanda’da 60 Yıllık İşçi Göçü” adlı sergi, 21 Ekim’den itibaren Lange Voorhout’ta ziyaret edilebilecek.
Serginin resmî açılışı ise 30 Ekim saat 16.00’da Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen, büyükelçiler ve çeşitli temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilecek.
Tarihî fotoğraflar ve kişisel hikâyeler aracılığıyla İtalya, İspanya, Yunanistan, Türkiye ve Fas gibi ülkelerden Hollanda’ya gelen işçilerin yaşam mücadeleleri anlatılacak.
Serginin temel mesajı ise her göçmen işçinin arkasında kendine özgü hayalleri, umutları ve yaşam hikâyesi bulunan bir insan olduğu.
“Kalbimin yarısı Türkiye’de, yarısı Hollanda’da”
Oğlunun başarılarıyla gurur duyduğunu söyleyen Ahmet Yıldırım, Türkiye’de yaşadığı yıllarda eğitim alma imkânı bulamadığını anlattı.
Çocukluğunda babasının çiftliğinde çalışmak zorunda kaldığını belirten Yıldırım, Hollanda’ya göç etme kararından hiçbir zaman pişmanlık duymadığını söyledi.
Buna rağmen Türkiye ile bağlarını koparmadığını vurgulayan Yıldırım, duygularını şu sözlerle ifade etti:
“Kalbimin yarısı Türkiye’de, diğer yarısı Hollanda’da. Artık iki vatanım var.”
Yıllar önce yalnızca üzerindeki ceketiyle Hollanda’ya geldiğini hatırlatan Ahmet Yıldırım, bugün altı çocuğu ve on torunuyla birlikte büyük bir aileye sahip olmanın mutluluğunu yaşıyor.
“Buraya yalnız geldim. Şimdi altı çocuğum ve on torunum var. Hollanda’da gerçekten mutlu oldum.”
Yıldırım ailesinin hikâyesi, Hollanda’ya geçici işçi olarak gelen ilk kuşağın fedakârlıklarının, sonraki nesiller için nasıl yeni fırsatlara dönüştüğünü gösteriyor.

1 saat önce
12










Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·