Hollanda’daki Türk Toplumu: Gücümüz Büyük, Birbirimize Yabancıyız

4 hafta önce 82

 

Hollanda’daki Türk toplumu uzun yıllardır güçlü bir varlığa sahip. İş kuranlar, çalışanlar, eğitimde yükselen gençler, topluma değer katan gönüllüler… Rakamlarımız büyüyor, bireysel başarılarımız artıyor.

Fakat tüm bu başarı hikâyelerinin ortasında rahatsız eden bir gerçek var:

 

Biz hâlâ kolektif güç üretemiyoruz.

 

Başarılarımız birbirine değmiyor. Bir elin yaptığını öbürü duymuyor. Toplumsal potansiyel, kişisel hikâyelere sıkışıp kalıyor. Bunun sebebi de ne ekonomik ne eğitimsel; tamamen kültürel bir yaklaşım meselesi. Güven eksikliği, dağınıklık ve “bana dokunmayan bana gerekli değil” anlayışı bizi yıllardır geri tutuyor.

 

Oysa diğer topluluklara baktığımızda tablo farklı:

Birbirini destekleyen, başarıyı paylaşan, aynı masada güç birliği kuran yapılar görüyoruz. Bizde ise çoğu zaman gereksiz rekabet, çekingenlik ve parçalanmışlık öne çıkıyor.

 

Bu zafiyetin üç somut sonucu var:

 

Bir: Toplum olarak siyasi ve toplumsal etkimiz sınırlı.

İki: Kaynaklarımız parçalanıyor, aynı amaç için beş farklı yapı kuruluyor.

Üç: Gençler kendilerini bu hikâyenin parçası gibi hissetmiyor, rol model zinciri kopuyor.

 

Bütün bunları rakamlardan bağımsız, somut bir örnekle anlatmak isterim.

Sekiz yıldır faaliyet gösteren Stichting De Schie – de multiculturele financiële dienstverlener, Hollanda’da yabancılara finansal destek veren kültürel temelli tek vakıf. Üstelik bu yapı, bugün en fazla desteği Türk toplumundan değil… başka kültürlerden görüyor.

 

Evet, yanlış duymadınız.

 

Hollandalı kurumlar değeri görüyor, kendi toplumumuz ise hâlâ mesafeli.

 

Bugün:

 

CJIB, 300 kilometre yol gidip bizimle görüşmek istiyorsa,

 

Vergi Dairesi her işbirliğine açık olduğunu söylüyorsa,

 

Hollanda basını haber programlarında bizi konuk ediyorsa,

 

Belediyeler bu modeli ülke çapında örnek göstermeye başlıyorsa…

 

 

Burada inkâr edilemeyecek bir başarı vardır.

 

Peki bizim toplum bu başarıyı neden görmüyor?

Neden başka kültürler sahip çıkarken, kendi toplumumuz geride kalıyor?

Neden “bizden biri” öne çıktığında alkışlamak yerine beklemeyi tercih ediyoruz?

 

Bu sorular sadece bir kurumla ilgili değildir; toplumsal refleksimizin aynasıdır.

 

Artık kendimize şu soruyu sormalıyız:

 

“Biz bu ülkede sadece var olmayı mı, yoksa söz sahibi olmayı mı istiyoruz?”

 

Cevap söz sahibi olmak ise yol belli:

 

Birlik kuracağız.

Her alandan insanı aynı ağda toplayacağız.

 

Güveni kişiye değil, sisteme bağlayacağız.

Şeffaf, hesap verebilir ve sürdürülebilir yapılar inşa edeceğiz.

 

Ortak vizyon belirleyeceğiz.

Ayrılan değil, birleştiren hedeflere odaklanacağız.

 

Bu toplumun artık yeni bir liderlik anlayışına ihtiyacı var.

Bölen değil, birleştiren; tüketen değil, üreten; izleyen değil, yön veren liderlere…

 

Her birimiz aynı soruyu kendimize sormalıyız:

 

“Ben bu topluluğun gücüne ne katkı yapıyorum?”

 

Eğer cevap “henüz bir şey yapmadım” ise, başlayabileceğimiz en doğru zaman bugün.

Çünkü birlikte kazanacağımız çok şey var.

Kaybedeceğimiz tek şey ise zaman.

The post Hollanda’daki Türk Toplumu: Gücümüz Büyük, Birbirimize Yabancıyız first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku