Af-Ola

17 saat önce 5

 

Devlet, en yalın haliyle, silah kullanma yetkisini elinde tutan ve refahın nasıl paylaşılacağına karar veren yapıdır. Ancak devleti güçlü kılan asıl unsur bu yetki değil, koyduğu kurala sahip çıkmasıdır. Kural varsa ve uygulanmıyorsa, ortada bir devlet vardır ama otorite yoktur.

 

Toplum, devletin ciddiyetine bakarak davranır. Suçun bir karşılığı olduğunu bilmek, er ya da geç bununla yüzleşileceğini görmek caydırıcılıktır. Caydırıcılığın olmadığı yerde kural kağıt üzerinde kalır.

 

Anadolu’da eski bir söz vardır:
“Devlet bir liralık alacağını almak için elli lira harcar ama alır.”
Bu söz parayı değil, ilkeyi anlatır. Devlet unutmaz, geri adım atmaz, yanlışın bedelini ödetir. En azından böyle bilinirdi.

 

Son yıllarda ise toplumda başka bir kanaat yerleşiyor:
Suç cezasız kalıyor.

 

İhaleye yolsuzluk karıştırmak, cinayet işlemek, uyuşturucu ticareti yapmak… Ne yapılırsa yapılsın, bir süre sonra “af” konuşuluyor. Bu durum yalnızca suçluyu değil, toplumu da etkiliyor. Suça eğilimli olana cesaret veriyor, kurala uyanın adalet duygusunu zedeliyor.

 

Elbette suç sadece bireysel bir mesele değildir. Yoksulluk, gelir adaletsizliği, fırsat eşitsizliği, eğitimdeki kopukluklar suçu besler. Devlet bu alanlarda sorumluluk almadıkça sorun büyür. Ancak bu gerçek, cezayı etkisizleştirmenin gerekçesi olamaz.

 

Çünkü cezasızlık, suçu sıradanlaştırır.

 

Cezaevinin kapıları açılıyor.
Ama bu kez içeri suçlular değil, mağdurlar giriyor.
Çocuklarını toprağa veren aileler, bir ömür boyu adaletin kapısında beklemeye mahkûm ediliyor.
Devlet affederken, onların yarası daha da derinleşiyor.

 

Toplumsal barış aflarla kurulmaz. Barış, adaletle kurulur. Terazi bozulduğunda toplumun dengesi de bozulur. O dengeyi yeniden kurmanın bedeli ise her zaman daha ağır olur.

 

Devlet caydırıcılığından vazgeçemez.
Çünkü devlet zayıfladığında, suç cesaretlenir.
Suç cesaretlendiğinde ise bedeli hep toplum öder.

The post Af-Ola first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku