Yüzümüzün çerçevesidir kaşlar. Gözler konuşmadan önce kaşlar söze girer; şaşkınlıkta yükselir, öfkede çatılır, hüzünde düşer. Hal böyleyken kaş alımı, sanıldığı kadar basit bir bakım rutini değildir. Birkaç telin yanlış yerden alınması, sadece aynadaki yansımayı değil, ifademizi de değiştirebilir.
Uzun yıllar kaş alımı modanın insafına bırakıldı. İncecik kaşlar bir dönem zarafetin simgesiydi, ardından kalın ve doğal kaşlar geri döndü. Oysa kaşın modası olmaz; kaşın yüzü olur. Her yüzün, her bakışın kendine özgü bir kaş haritası vardır. Başkasında çok şık duran bir kaş formu, bir diğerinde sert ya da yorgun bir ifadeye neden olabilir.
Kaş alırken en sık yapılan hata, “bir tel daha” düşüncesidir. O masum görünen tek tel, kaşın bütün dengesini bozabilir. Kaşlar simetrik olmak zorunda değildir; zaten doğaları gereği birebir aynı olmazlar. Onları zorla eşitlemeye çalışmak, doğallığı kaybettirir. Kaş alımı biraz da sabır işidir; aceleye gelmez, iyi bir ışık ve sakin bir el ister.
Bir diğer mesele de kaş alımının psikolojik tarafıdır. Aynaya bakıp kendini daha “düzenli” hissetmek, insanın özgüvenini artırır. Ancak kaşı yüzün kimliğinden silip atacak kadar müdahale etmek, zamanla pişmanlık getirir. Çünkü kaşlar geç uzar; hata affetmez. Bu yüzden kaş alırken cesur değil, bilinçli olmak gerekir.
Sonuç olarak kaş alımı, estetikle kişiliğin kesiştiği noktadır. Ne tamamen dokunulmazdır ne de hoyratça şekillendirilecek bir detay. En güzeli, kaşın ne söylemek istediğini dinlemek ve sadece fazlalığı almaktır. Çünkü bazen en doğru bakım, az dokunuşla yapılanıdır.
Saglıklı kalın, mutlu kalın ve hoşcakalın….
Zeliha Arıkan
Güzellik Uzmanı
The post Yüzün en hassas Çizgisi:” Kaşlar” first appeared on Hollanda Haberleri.

1 saat önce
11












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·