Yıllar süren müzakerelerin ardından yürürlükte
AB üyesi ülkeler ve Avrupa Parlamentosu (AP) arasında yıllar süren müzakerelerin ardından yeni göç ve sığınma kuralları üzerinde anlaşmaya varıldı.
“Avrupa Göç Paktı” olarak adlandırılan düzenleme 12 Haziran itibarıyla yürürlüğe girdi. Hollanda’da bu değişiklik, “son 25 yılın en büyük sığınma reformu” olarak tanımlanıyor.
Yeni sistemin temel hedefi, Avrupa’daki sığınma süreçlerini daha hızlı, daha düzenli ve daha sıkı hale getirmek.
Amaç: Daha hızlı işlem, daha fazla geri gönderme
Reform kapsamında sığınma başvurularının daha kısa sürede sonuçlandırılması ve reddedilen başvuruların daha hızlı geri gönderilmesi hedefleniyor.
Ayrıca Avrupa ülkeleri arasında yük paylaşımının artırılması planlanıyor. Ancak uzmanlara göre bu hedeflerin hayata geçirilmesi ülkelerin uygulamalarına bağlı.
“Kırılgan bir uzlaşma”
Radboud Üniversitesi’nden göç hukuku uzmanı Karen Geertsema, sistemin “kırılgan bir uzlaşma” olduğunu belirtiyor.
Geertsema’ya göre paktın başarısı, üye ülkelerin kuralları ne ölçüde ve ne kadar uyumlu şekilde uygulayacağına bağlı.
Dayanışma mekanizması kilit rol oynuyor
Yeni sistemde en önemli unsurlardan biri “dayanışma mekanizması” olacak.
Buna göre, yoğun sığınma başvurusu alan ülkeler (örneğin Yunanistan ve İtalya), diğer AB ülkelerinden destek alabilecek. Bu destek, sığınmacıların başka ülkelere alınması ya da mali katkı şeklinde olabilir.
Ancak uzmanlar, bu mekanizmanın etkili çalışabilmesi için ülkelerin gerçekten yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini vurguluyor.
Dublin sistemi yeniden canlandırılmak isteniyor
Uzmanlara göre paktın bir diğer hedefi, uzun süredir sorun yaşayan Dublin düzenini yeniden işler hale getirmek.
Bu kurala göre bir sığınmacı ilk hangi AB ülkesine giriş yaptıysa, başvurusunun o ülkede değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak son yıllarda birçok ülkenin geri kabul yükümlülüklerini yerine getirmemesi sistemi zayıflatmıştı.
Yeni düzenleme ile bu yapının güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Ülkeler arasında farklı uygulama endişesi
Uzmanlar, AB kurallarının ülkeler tarafından farklı şekillerde uygulanmasının önemli bir risk oluşturduğunu söylüyor.
Bazı ülkeler daha sert ulusal düzenlemeler hazırlarken, diğerleri daha esnek bir yaklaşım benimseyebiliyor. Bu durumun “eşit oyun alanı” ilkesini zedeleyebileceği ifade ediliyor.
Özellikle Hollanda’nın yeni düzenlemeleri daha sert bir çizgide yorumlaması dikkat çekiyor.
Hukuki tartışmalar ve temel haklar
Yeni sistemde sınır prosedürlerinin sıkılaştırılması da öne çıkıyor. Buna göre bazı sığınmacılar, aileler dahil olmak üzere, AB’nin dış sınırlarında bekletilebilecek.
Ancak uzmanlar, bu uygulamanın uluslararası hukuk ve insan hakları açısından tartışmalı olabileceğini belirtiyor.
“Caydırıcı etki” beklentisi tartışmalı
Yeni kuralların, Avrupa’ya gelen sığınmacı sayısını azaltıp azaltmayacağı da belirsiz.
Yetkililer, daha sıkı kuralların caydırıcı etki yaratabileceğini düşünürken, uzmanlar bunun pratikte her zaman gerçekleşmediğini vurguluyor.
Göç hukukçusu Geertsema, bu beklentiyi “kağıt üzerindeki bir gerçeklik” olarak tanımlıyor.
“Avrupa sistemi en azından var”
Leiden Üniversitesi’nden Mark Klaassen ise eleştirilere rağmen ortak bir Avrupa sisteminin varlığının önemli olduğunu söylüyor.
Klaassen, mevcut sorunlara rağmen çözümün daha fazla Avrupa işbirliğiyle bulunabileceğini savunuyor.
Uzmanlara göre yeni sistemin ilk aşamada “uygulama sorunları” yaşaması bekleniyor.

1 saat önce
12













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·