Sevgili Anne, Sevgili Baba,
Ben daha küçüğüm. Belki söylediklerinizin hepsini anlamıyorum. Belki bazı kelimelerin anlamını bile bilmiyorum.
Ama sizi izliyorum.
Annem, babama nasıl bakıyor?
Babam, anneme nasıl cevap veriyor?
Kızdığınızda sesiniz nasıl değişiyor?
Kırıldığınızda birbirinizden uzaklaşıyor musunuz, yoksa yeniden birbirinize yaklaşabiliyor musunuz?
Ben bunların hepsini görüyorum.
Siz bazen beni başka odaya gönderip “Bu bizim
meselemiz.” diyebilirsiniz. Evet, belki gerçekten sizin meseleniz. Ama ben aynı evde yaşıyorum.
Sesinizi duyuyorum, yüzünüzü görüyorum, hatta bazen söylemediğiniz şeyleri bile hissediyorum.
Çünkü ben yalnızca söylediklerinizi değil, birbirinize nasıl davrandığınızı öğreniyorum.
Bir gün büyüyeceğim.
Belki âşık olacağım. Belki evleneceğim. Belki benim de çocuklarım olacak.
Ve o gün sevgiyi yalnızca kitaplardan ya da filmlerden öğrenmeyeceğim.
Sevgiyi sizi izleyerek öğreneceğim.
Çünkü siz yalnızca bir çocuk büyütmüyorsunuz.
Onun zihnindeki “sevgi” resmini de şekillendiriyorsunuz.
Sevgi kızınca bağırmak mı?
Yoksa kızgınken bile birbirine saygılı kalabilmek mi?
Sevgi haklı çıkmak mı?
Yoksa bazen “Seni anlıyorum.” diyebilmek mi?
Sevgi hiç hata yapmamak mı?
Yoksa hata yaptığında “Özür dilerim.” diyebilmek mi?
Bunların cevaplarını sizden öğreneceğim.
Anne, sen babama kırıldığında onunla konuşmayı seçtiğinde…
Baba, sen annemi gerçekten dinlediğinde…
Birbirinize kızgın olsanız bile birbirinizi aşağılamadığınızda…
Ben orada olacağım.
Ve içimde küçük bir cümle oluşacak:
“Demek sevgi böyle bir şey.”
Benim için kusursuz bir aile olmayın.
Gerçek bir aile olun.
Tartışabilirsiniz. Ama birbirinizi küçük düşürmeyin.
Kızabilirsiniz. Ama sevgiyi bir cezaya dönüştürmeyin.
Farklı düşünebilirsiniz. Ama birbirinizin değerini yok saymayın.
Hata yapabilirsiniz. Ama hatanızın sorumluluğunu almayı bilin.
Çünkü ben hayatta zaten tartışmaları, kırgınlıkları ve anlaşmazlıkları göreceğim.
Siz bana daha önemli bir şeyi öğretebilirsiniz:
Kırdıktan sonra nasıl onarılır?
Bir insan nasıl özür diler?
Nasıl dinler?
Nasıl affeder?
Nasıl sınır koyar?
Ve sevdiği insana nasıl güven verir?
Bunları bana uzun uzun anlatmanız gerekmiyor.
Ben sizi izleyerek öğreniyorum.
Bazen mutfakta birlikte kahve içerken…
Bazen yorgun olduğunuz halde birbirinize “Nasılsın?” diye sorduğunuzda…
Bazen hiçbir şey söylemeden birbirinize sarıldığınızda…
Ben sevginin yalnızca büyük sözlerden ibaret olmadığını öğreniyorum.
Sevgi, gündelik hayatın içindeki küçük
davranışlarda büyüyor.
O yüzden sevgili Anne, sevgili Baba…
Benim için mükemmel olmayın.
Bana sevginin güvenli bir yer olabileceğini gösterin.
Nazik olun.
Saygılı olun.
Birbirinizi dinleyin.
Birbirinizin emeğini görün.
Ve birbirinizi sevdiğinizi göstermekten çekinmeyin.
Çünkü siz yalnızca bugünümü değil, yarın kuracağım ilişkileri de şekillendiriyorsunuz.
Bir gün biri bana iyi davranmadığında, içimdeki
çocuk belki size bakacak ve soracak:
“Anne, Baba… Sevgi böyle mi olmalıydı?”
İşte o gün vereceğim cevabın temellerini bugün siz atıyorsunuz.
Ben sizi izliyorum.
Sevgiyi sizi izleyerek öğreniyorum.
Ve siz farkında olmadan bana sadece sevmeyi değil, kendime nasıl davranmam gerektiğini de öğretiyorsunuz.
Kıymetli Okurlar sizlere “bir çocuğun gözünden sevgi nasıl öğrenilir” yazmak istedim.
Uzm.Psikolog & Aile-Çift Danışmanı
Rukiye Sultan Gür
The post Sevgiyi Sizi İzleyerek Öğreniyorum first appeared on Hollanda Haberleri.

1 hafta önce
112








Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·