SEVGİ ve ANLAYIŞIN TOPLUMSAL GÜCÜ

1 ay önce 69

 

Bir toplumun sağlamlığı çoğu zaman ekonomik tablolarda, siyasi nutuklarda ya da yükselen binalarda aranır.

 

GüncelHaber artık cebinizde!WhatsApp’tan gündemi anında takip edin, haberler doğrudan telefonunuza gelsin. Katılmak için hemen tıklayın.

 

Oysa bir milletin gerçek gücü, görünmeyen fakat kalpten kalbe işleyen o ince bağlarda saklıdır:

 

Sevgide, anlayışta ve güven duygusunda. Bunlar olmadan hiçbir kurum, hiçbir sistem ve hiçbir söz kalıcı değildir.

 

Çünkü insan, ancak sevildiğini ve anlaşıldığını hissettiğinde gerçekten yeryüzüne ait olur.

 

Günümüz dünyasında yollar daha hızlı, iletişim araçları daha güçlü; fakat insana dair ses giderek kısılıyor.

 

İnsanlar birbirine yakın ama birbirinden habersiz yaşıyor.

 

Kalabalıklar içinde yalnızlaşan ruhlar, anlaşılmadığı için değil; anlaşılmaya değer bulunmadığını düşündüğü için susuyor. İşte sevgi tam burada devreye girer:

 

Karşındaki insanı sadece görmek değil, ona “Sen varsın, seni duyuyorum” diyebilmektir sevgi. Ve anlayış, bu sözün vicdandaki yankısıdır.

 

Ancak sevgi, yalnızca içimizi ısıtan bir duygu değildir; aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.

İnsanı kendi merkezinden çıkarıp başkalarının acısına, kırılganlığına duyarlı kılar. Bu yüzden sevgi, güçsüzlük değil; en büyük cesarettir.

Anlayış ise zihnin değil, kalbin bilgeliğidir.

Çünkü anlamak, bazen haklı çıkma ihtimalinden vazgeçmek, bazen de yargılamadan dinleyebilmektir. Sartre’ın dediği gibi, “Başkası cehennem değildir; onu anlamaktan vazgeçtiğimiz anda cehenneme dönüşür.”

 

Toplumlar sevgi ve anlayışı kaybettikçe keskin sınırlarla bölünür: Biz ve onlar, haklılar ve suçlular, inananlar ve reddedenler… Oysa gerçek olgunluk, farklılıklarla kavga etmek değil; onlarla birlikte yaşayabilme cesaretidir. Çünkü toplumu güçlü kılan, herkesin aynı şeyi düşünmesi değil; herkesin birbirini incitmeden düşünebilmesidir. Bu, sevgiyle başlayan ve anlayışla büyüyen bir olgunluktur.

Sevgi, adaletin kapısını açar; anlayış, merhametin yolunu.

 

İnsanlar birbirini anladıkça öfke azalır, korku geri çekilir. Çünkü bir insanı anlamak, ona hak vermek değildir; sadece onun da kendince bir sebebi olabileceğini kabul etmektir. Ve bu kabul, toplumsal barışın ilk cümlesidir.

 

Belki dünyayı bir anda değiştiremeyiz ama bir insanı kırmaktan vazgeçebiliriz. Bazen bütün değişim, işte bu kadar küçük bir kararla başlar.

 

Şunu unutmamak gerekir: Sevgi bir lüks değil, varoluşsal bir ihtiyaçtır. Anlayış ise bu ihtiyacın en olgun hâlidir. Eğer bir gün sokaklarımızda güven yeniden filizlenecekse, o filiz önce bir insanın kalbinde boy verecektir. Bir bakışta, bir sözde, bir dostça dokunuşta…

 

Ve belki de kurtuluş dediğimiz şey, dünya çapında büyük devrimlerde değil; kalbimizi biraz daha genişletebilme cesaretinde saklıdır.

 

Bir dostum geçen gün şöyle dedi ; “Konuşuyorum ama duvara çarpan bir ses gibi geri dönüyor sözlerim.” İşte sevgi tam da bu çarpan sesi tutmak,yankılanmdan önce bir kalptedurdurabilmektir.

 

Anlayış ise o sesi kendi yüüreğinde duyabilme yeteneğidir.

 

Albert Camus’nün ne güzel ifade etmiş;

“İnsan, dünyayı tamamen değiştiremez; fakat dünyaya karşı aldığı tavrı değiştirebilir.”

 

Sevgi ve anlayış tam olarak bu tavrın adıdır. Çünkü anlamaya çalışan bir insan, haklı olmayı değil, insanca kalmayı tercih eder. Bazi örnekler vermek istiyorum.

 

– Yaşlı bir kadının pazarda ağır poşetlerini taşımasına yardım eden genç delikanlı.. O poşetlerde sadece sebze meyve değil; bir toplumun hala ölmemiş vicdanı taşınır..

 

– Trafikte birbirine korna çalmak yerine el kaldırıp özür dileyen iki sürücü….Belki de toplumsal barış tam o an bir saniyeliğine göz kırpar dünyaya.

 

– Metro da kimseyle göz göze gelmeyen ınsanların, bir çocuğun yere düşen oyuncağını birbirlerine uzatırken kurduğu o kısa ama içten bağ…İşte sevginin yaşamın arasına gizlenmiş minik kırıntıları.

 

Mevlana der ki; “Sevgide güneş gibi ol, anlayışta gece gibi.”

 

Bazen biriyle kavga edecek kadar öfkeli olabiliyor insan, ama susmak en güzeli. Çünkü kötü bir söz bir kalbi paramparça edebilir, bunun idraki ile susmakla yenilgiye uğramazsın, ama bir kalbi koruyarak en zarif hareketi yapmış olursun..

 

Sevgili dostlar ; Belki dünyayı bütünüyle değiştiremeyiz. Fakat bir insanı kırmaktan vazgeçebiliriz. Bir kalbi anlamaya niyet edebiliriz. Bir yabancıya selam verebilir,bir dostun acısını sessizce dinleyebiliriz. Ve bu küçük iyiliklerin toplamı, bir gün büyük bir toplumsal dönüşümün başlangıcı olabilir.

 

Çünkü bazen bir toplum, en büyük devrimini kalpten kalbe uzanan görünmez bir köprüde yaşar.

Dostça selamlarımla,

Kamil Kopuz

Kkopuz53@gmail.com

 

 

 

The post SEVGİ ve ANLAYIŞIN TOPLUMSAL GÜCÜ first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku