Seyehatlerim de tarihi mekan ve şehirleri ziyaret ettiğimde, mutlaka o dönemi hisseder,
olayların durumuna göre duygulanír veya nefret hissederim.
Çok yoğun duygu yaşadığım, gözlerimin yaşardığı yerlerden birisi de Sarıkamış oldu.
Tıpkı Çanakkale, Balıkesir Kuva-i Milliye müzesi veya Hz Peygamberin taşlanarak kovulduğu Taif’te hissettiklerim gibi.
Bu yerler can pahasına mücadele ruhunu, vatan ve ümmet sevgisini, iman gücünü belgeleyen yerlerdir.
Sarıkamış’a yaklaştıkça mevsim derecesi kaç olursa olsun, hissedilen derece hep eksidir.
Benim ruhumda hissettiğim eksi derece, 22 Aralık 1914 tarihinde Mehmetçiğin bedeninde hissediliyor, donduruyordu.
Daha çok gençtiler, yorgundular, çoğu Arap ve Yemen çöllerinden gelmistiler.
Kıyafetleri soğuğu tanımıyordu, ayaklarda çarıklar!
Tüm bu şartlar, onların vatan sevgisi ve iman gücü karşısında hissedilmeyen bir durumdur.
Tek düşünceleri, düsmanin işgal ettiği vatan topraklarını geri kazanmaktı.
Onların bu azim ve kararliliklarini hiç bir düşman kıramazdı tek bir unsur hariç!
Bedenin karşı duramayacağı soğuk.
Yazın bile donabileceginiz Allahu Ekber dağlarında bir aralık ayını düşünün!
O günleri düşünüp kendini şanslı gören ve 1914 gençliğini saygı ve rahmetle anan gençlik olduğu gibi, o tarihi, olayı ve mevkiyi bilmeyen, umursamayan gençlikte az sayıda değildir.
Bugünün insanımızın dert ettiği konular, o dönem insanları için sadece bir hayaldi.
Dondular.
Eksi bilmem kaç derecede.
Kimileri uykuda o yüce ruhlarını teslim ettiler.
Bedenleri karların ortasında açan ” Kardelenler” gibiydi.
Sarıkamış ile ilgili bilinmeyen ve yanlış bilinen bazı hususlar vardır.
Bizimkiler kış şartlarında ki bir savaş tecrübesine sahip değillerdi.
Kış siperleri düzenlemeyi bilmiyorlardı fakat Rus ordusu bu konuda tecrübelilerdi.
Siperlerine keçe döşüyorlardı.
Bizimkilerin beslenmeleri yetersizken, Rus ordusu iyi besleniyor ve soğuğa karşı en korunaklı içecekleri votkaydı.
Inançlarına bağlı müslüman bir ordu karşısında soğuğa karşı büyük bir avantajdı.
Rusların geniş tren ağları bulunduğundan dolayı trenle Sarıkamış’a gelmişlerdi, bizim tren agımız henuz Ankara dan öteye olmadığı için
çok zor şartlarda cepheye ulaşılmıştı.
Silah teçhizatımiz çok yetersizdir.
En yanlış bilgi ise, hiç kurşun atmadan hepsinin donduğu bilgisidir.
Bu doğru değildir.
Rus ordusuna bu harekette ciddi zayiat verildiği ve Rus askerlerinin öldürüldüğü belgelerle sabittir.
Aksi halde Mehmetçiklere haksızlık yapılır.
Bu harekette bir çok kayibı hastalıklardan da verdik.
Netice itibariyle, bugün Doğu Anadolu Bölgesindeki serhat şehirlerimizi kazanmamızı kahraman şehit ve gazilerimize borçluyuz.
Onları ve kazandıklarını asla unutmamali ve gelecek nesillere aktarmalıyız.
Sarıkamış’ta yaz olsada hissedilen derece hep ekside kaldı.
Toplum olarakta bugün , onların aziz hatıraları karşısında sınıfta kaldık.
Onların yazdıkları destanı okuyamadık bile!
Sosyal medya, haber kanallarında ve sabah programlarındaki her türlü ahlaksızlıkları gördükçe ecdadımızın henüz yirmili yaşlarda bile ne büyük bir ruha sahip olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Bedenim ayrılırken Sarıkamıştan, kalbim orada kaldı.
Gözlerimde hep kalacak bir damla yaş ile!
” Savaş vardı, düşmana değil havaya
Kimse vuramadı onları
Döküldü tek tek alnı öpülesi Mehmetler
Sarıkamış içinde.”
Vatan size minnettardır.
” Allah yolunda ölenlere ölüler demeyin, onlar diridirler fakat siz bu hakikati bilemezsiniz.”(Bakara suresi, 154.Ayet)
Allah’a Emanet Olun.
Bayram Tan.
The post SARIKAMIŞ, HER MEVSÍMDE EKSÍ DERECE first appeared on Hollanda Haberleri.

5 gün önce
3













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·