Kur’an da insanoğlunun yeryüzüne halife olarak gönderilmesi net bir şekilde belirtilir.
Hani Rabbin meleklere “Ben yeryüzünde bir halife görevlendireceğim demişti.”(Bakara süresi 30. Ayet).
Hatta meleklere Adem için secde edilme emrini vermiştir. Ìblis dışında, hepsi bu emre itaat etmişlerdi.
Dolayısıyla insanoğlu en güzel şekilde yaratılmıştır ( Ahsen I Takvim)
” Şüphesiz biz insanı en güzel şekilde yaratmışızdır.”( Tin süresi 4. Ayet)
Akıl ve irade gibi büyük bir nimet verilmiştir.
Zaman içerisinde avlanmayı, tarımı, zanaatı, farklı meslek dallarını, bilimi, mimariyi, sanatı ve hızla teknolojiyi öğrenmiştir.
Insanoğlu, Allah’ın verdiği bu akıl ve iradeyi doğru kullandığında hayatını nasıl değiştirip kolaylaştırdığını zaman içerisinde göstermiştir.
Toplumsal hayata geçtikten sonra, topluma yön verecek liderlere ihtiyaç duyuldu.
Bu liderleri, kimi zaman gücüne göre, kabilesinin etkisine göre, darbe neticesinde, istişare ile, babadan oğula geçme ile veya demokrasiye geçtikten sonra seçim ile kabul etmişler veya etmek zorunda kalmışlardır.
Bunun yanında, toplumlara, kendilerini doğru yola iletecek, bir takım ahlaki değerler verecek Allah tarafından seçilmiş peygamberler gönderilmiştir.( Nahl suresi 36.Ayet)
Peygamberlik kurumu, Hz Muhammed ( a.s) ile son bulmuştur.
Bu peygamberler, çoğu zaman toplumları tarafından kabul görmemişler, yeterli taraftar bulamamışlar, hatta öldürülmüşlerdir.( Hz Zekeriya ve Hz Yahya)
” Ìbrahim tek başına bir ümmetti”( Nahl suresi 120. Ayet)
Veya kendi evi dışında kimsenin inanmadığı ” Lut’un şehrinde kendi ev halkı dışında ( karısısı hariç) başka bir müslüman bulmadık.”( Zariyat suresi 36.Ayet)
Hz Muhammed(a.s) ‘ın peygamber olmasına kadar Mekke ” Dokuzlu çete” denilen kodamanlar tarafından ” Dar’ül Nedve” denilen meclisten zulüm ile yönetiliyordu.
Kur’an, bu zulüm düzenine karşı istişare kurumunu, bir nevi halkın kendi kendini yönetmesini öncelemiştir.
Hatta bu manada bir sure ismi vardır. ( Şuara suresi)
” Onların işi şura iledir.”( Şura suresi 38. Ayet)
Bu, danışma, ortak akıl, istişare ve fikir alışverişi anlamına gelir.
Dolayısıyla, Rabbimiz yeryüzünde insanların kendi koyduğu hükümler çerçevesinde insanların birbirlerini, çoğunluğun tercihi ile yönetmesini emretmiştir.
Koyduğu hükümlerin ana çerçevesi ” Ahlaki değerler, hukuk ve adalet değerleri ile ezilmişlerin korunup kollanmasi, gelirin adil dağıtılması” üzerine olmuştur.
Yani, Egemenlik bir zümrenin, ailenin, kabilenin, hanedanlığın değil doğrudan milletindir ilkesi Kur’an’ın açık emridir.
Ama, Rabbimiz din gününün ( ahiretin ) tek hükümdarının kendisi olduğunu net bir şekilde belirtir.
” Hamd sadece hesap gününün sahibi , rahman ve rahim olan Allah içindir.”( Fatiha suresi 4.Ayet)
Bir başka ayet’te”‘Bugün mülk kimindir? Herşeye hakim olan , Tek olan Allah’ındır!” (Mü’min suresi 16. Ayet)
Bunu en iyi uygulayan , özellikle Medine döneminde Hz Peygamber olmuştur.
Bedir savaşında, mevzilenilecek yeri istişare sonucu almıştır.
Uhud savaşında, şehirde savunmaya çekilmeyi istemesine rağmen, çoğunluğun meydan savaşı istemesi ile onlara uymustur.
Şura ayeti sebebiyle yerine hiç kimseyi varis bırakmamış, müslümanlar’ın istişarelerine bırakmıştır.
Bu usül Muaviye’nin oğlu Yezid’i halife ilan etmesine kadar devam etmiştir.
Bu usül müslüman aleminde farklı dönemlerde, farklı devlet ve imparatorluklar da devam etmiştir.
Cumhuriyete geçişlerle bu usülden vazgeçilmiş veya bazı Avrupa ülkelerinde krallıklar sembolik olmuşlardır.
Bunun yanında, bazı Arap ülkelerinde hãlã krallıklar çok etkili bir yönetim şeklidir.
Anadolu toprakları, Kur’an’ın emrettiği, halkın iradesi ile seçimlere Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet neticesi kavuşmuştur.
Bu vesileyle, halkın her kesiminden insan,yönetimlerde vazife alabilmiş hatta Cumhurbaşkanı olmuştur.
Süleyman Demirel’in Cumhuriyet tarifi çok güzeldir.” Çoban Sülo’yu Cumhurbaşkanı yapan sistemdir”.
Yönetimin seçkin, zengin, nüfuslu kişilerden olmalı anlayışı tam Mekke’li müşrikler’in anlayışıdır.
” Peygamberlik iki şehrin ( Mekke ve Taif) birbirinden büyük iki kişiden birine gelmeli değil miydi?”( Zuhruf suresi 31. Ayet)
Yani, gele gele bu yoksul, yetim Muhammed'(a.s)’e mi geldi diye alay etmişlerdir.
Dolayısıyla, halkın özgür iradesine saygı duyulmalı ve bu iradeyi yok saymamalıdır.
Teoride istişare gösterip, pratikte hanedanlık kurmamalıdır.
Kurban Bayramı dolayısıyla tüm İslam aleminin bayramını kutlarım.
Hac vazifesini yerine getiren müslümanlar’ın hacılıkları mübarek olsun.
Allah’a Emanet Olun.
Bayram Tan
The post KUR’AN AÇISINDAN MÌLLÌ ÌRADE first appeared on Hollanda Haberleri.

1 hafta önce
67












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·