KAMU MALI

2 hafta önce 91

20. yüzyılın en önemli müfessirlerinden biri olan Ali Şeriati der ki:

 


“Küçükken annem beni köyün hocasına götürdü. Namaz kılmaz, oruç tutmazdım.

 

Hocanın çok büyük ve güzel bir evi vardı. Bana, ‘Namaz kılıp oruç tutarsan Allah sana cennette köşkler ve güzel huriler verecek.’ dedi.

 

Ben de ‘Orada verileceklerden senin lehine vazgeçiyorum, bu evi bana ver.’ dedim.

 

Beni camiden kovdu.”

 

Cins kafa olduğu küçüklükten belliymiş rahmetlinin. Malı kendin yer, halka da “Şükredin.” dersen böyle cevapları hak edersin.

 

Gayet tabii, cennette mükâfatlar olduğu birçok ayette geçer. Ama bunları bu dünyada helal yollarla kazanman gerekiyor.

 

Eskiden beri duyduğumuz çok meşhur bir rivayet vardır: Hz. Ömer’in devlet mumu ile özel işlerinde kullandığı mumları ayırması.

 

Ama bugün görüyoruz ki bu rivayetleri bize anlatanların, tabağın dibini sünnetleme hassasiyetine kadar özen gösterenlerin kamu mallarını zimmetine geçirmede hiçbir hassasiyet göstermedikleri ortada.

 

Hep kul hakkından bahsederiz. Kul hakkının çok büyük günah olduğu bize anlatılır durur.

 

Doğrudur. Ama senin o kulu veya ailesini bulup helalleşme imkânın var. Ama kamu malının hakkını kiminle, hangi bir kul ile helalleşip çözeceksin?

 

O yüzden çok önemli ve vebali çok büyük bir suçtur. Hem dünyadaki medeni kanunlarda hem de Allah’ın katında.

 

Bir ülkede kamu adına görev yapan, makamı ne olursa olsun her bir kişi, işini ve işinde kullandığı her materyalin bu fakir halkın vergileriyle alındığı bilincinde olmalıdır.

 

Ama bakıyoruz, Müslüman toplumlarda kamu malını talan, rüşvet, haksız yere zenginleşme ilk sıralardayken çoğunluğu Hristiyan veya ateist olan ülkelerde kamu malına hassasiyet üst seviyelerdedir.

 

1993 yılında ilk memurluğa başladığımda yazışmaları daktilo ile yapardık ve bir tek A4 kâğıdı heba olmasın diye çok dikkatli yazardım.

 

Hatta daktilo kursuna bile gitmiştim. O bir tek kâğıtta yetim hakkı var bilincindeydim. O kâğıt çöpe gittiğinde bir yetimin hakkını çalıyor hissi gelirdi. Bugün geldiğimiz noktada fon skandallarına falan bakınca ne kadar masum kalıyor.

 

Allah’a karşı sorumluluk, dilden ve şekilcilikten oluşmaz. Davranış ve uygulama ile olur.

 

Aldatmaların en kötüsü Allah ile aldatmaktır. Dindar görünüm sunarak güven verip aldatmak!

 

“Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.” (Lokman suresi, 33. ayet)

 

En acı vereni ise kamudan haksız kazanç ile alınan jetler, yatlar ile hac ve umreye gidilmiş olma durumudur.

 

Allah ile aldatmanın en üst perdesi.

 

Beytullah’ı yüzü kızarmadan tavaf etmek, sa‘y yapmak ve Medine’ye geçip Hz. Peygamber’i ziyaret etmek!

 

Kur’an, kamu malına el uzatma ile ilgili birçok ayette sessiz kalmamıştır.

 

“Kim kamu malından bir şey aşırırsa kıyamet günü aşırdığı şey boynuna asılı olarak gelir.” (Âl-i İmrân suresi, 161. ayet)

 

“Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olmadıkça mallarınızı aranızda haksız ve haram yollarla yemeyin.” (Nisâ suresi, 29. ayet)

 

“Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar ve alevli bir ateşe gireceklerdir.” (Nisâ suresi, 10. ayet)

 

Bu işin şakası yok. Sonunda ebedî cehennem var.

 

İşin tuhafı, fakirden alıp zengini daha zengin edenlerin halk tarafından alkışlanmasıdır.

 

Gerçi atalarımızdan bize gelen sözlerden geçmişte de bunların yaşandığı anlaşılıyor.

 

“Bal tutan parmağını yalar.” veya “Devletin malı deniz, yemeyen domuz.” gibi.

 

Bu atasözleri ile büyüyen bir nesilden çok bir şey beklememek gerekir.

 

Rahmetli Erbakan Hoca, “Sizi gidi Batı taklitçileri!” derdi.

 

Keşke bu konuda Batı’yı taklit etseydik hocam.

 

Son olarak bir gayrimüslim kişinin Müslüman olma hikâyesini dinlemiştim. Müslüman olmasının en büyük sebebinin Hz. Peygamber’in hayatı olduğunu söylemişti:

 

“Hz. Muhammed, Mekke’de peygamber olduktan sonra sıradan herkes gibi yoksul bir kişiydi. Medine’de devlet olup zenginleştiklerinde kendisi yine herkes gibi mütevazı, yoksul bir hayat sürerek vefat etmiştir.

 

Anladım ki Peygamber kendi şahsı adına gayret etmedi. Kendi şahsına servet edinmedi. Bu işten şahsi bir çıkarı yoktu. Allah rızası için yaptı tüm tebliğlerini.”

 

Zaten onun için tüm Müslümanlar onu örnek almalıdır.

 

Harun gibi görünüp Karun gibi haksız servet sahibi olmamalıdır.

 

Allah’a emanet olun.

 

Bayram Tan

 

 

The post KAMU MALI first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku