Hollanda’da reformcu Protestan kiliselerinde cinsel istismar vakalarına ilişkin bildirimler artıyor. Geçen yıl neredeyse iki katına çıkan başvuruların bu yıl da yükseldiği belirtiliyor. Uzmanlar, kapalı cemaat yapısı, dışlanma korkusu ve kilise içindeki güçlü konumlara sahip kişilerin etkisi nedeniyle mağdurların yıllarca sessiz kalabildiğine dikkat çekiyor.
HOLLANDA – Hollanda’da reformcu Protestan kiliselerinde yaşanan cinsel istismar vakaları ve bu vakalara ilişkin bildirimlerdeki artış, dini topluluklarda mağdurların korunması konusunu yeniden gündeme taşıdı. De Stentor gazetesinin 17 Ekim 2026 tarihli haberine göre, Reformcu Kiliselerde Cinsel İstismar Bildirim Merkezi (SMRK), geçen yıl bir önceki yıla kıyasla yaklaşık iki kat daha fazla bildirim aldı. Bildirimlerin büyük bölümünün cinsel istismarla ilgili olduğu, bu yıl da başvurulardaki artışın sürdüğü aktarıldı.
Elspeet’teki soruşturma gündem oldu
Konu, Gelderland eyaletindeki Elspeet kasabasında bulunan Gereformeerde Gemeente kilisesiyle ilgili adli soruşturmayla yeniden gündeme geldi. Gazetenin aktardığına göre, kilisenin vaizinin 39 yaşındaki kızı, reşit olmayan bir kişiye yönelik cinsel istismar kapsamında yargılanıyor. Söz konusu kadının daha önce gençlik korosunda şeflik yaptığı belirtildi.
Soruşturma, kilise topluluğunda ciddi tartışmalara yol açarken olay, dini çevrelerde istismar iddialarının nasıl ele alındığına ilişkin soruları da beraberinde getirdi. Ancak bireysel bir soruşturmadan hareketle bütün bir dini topluluğu suçlamak doğru olmayacaktır.
Mağdurlar neden konuşamıyor?
Reformcu kiliselerdeki istismar bildirimlerini ele alan SMRK koordinatörü Maria Vermeulen, mağdurların yaşadıklarını açıklamakta zorlanmalarının nedenlerinden birinin cemaatlerin güçlü dayanışma ve aidiyet yapısı olduğunu belirtiyor.
Vermeulen’e göre bu topluluklarda sosyal yaşam büyük ölçüde cemaat çevresinde şekilleniyor. Bu nedenle istismarı bildirmek, yalnızca bir kişi hakkında şikâyette bulunmak anlamına gelmeyebiliyor; mağdurun ailesiyle, arkadaşlarıyla ve içinde yaşadığı toplulukla ilişkilerini de etkileyebiliyor.
Özellikle iddiaların yöneltildiği kişinin cemaat içinde yüksek bir itibara veya otoriteye sahip olması, süreci daha da zorlaştırabiliyor. Bazı durumlarda kilise yöneticilerinin topluluk içindeki huzuru bir an önce yeniden sağlamaya çalıştığı, bu amaçla uzlaşma ve bağışlama çağrısında bulunduğu belirtiliyor.
Ancak uzmanlara göre, mağdur henüz yaşadığı olayın etkilerini atlatamamışken uzlaşmaya zorlanması, iyileşme sürecine zarar verebiliyor.
“Konuşursam her şeyimi kaybedebilirim”
Mağdurların sessiz kalmasının arkasında dışlanma, kendilerine inanılmaması ve sosyal çevrelerini kaybetme korkusu bulunuyor.
Vermeulen, daha önce yaptığı açıklamalarda çocukların istismarı anlatmadan önce ortalama 13 yıl sessiz kalabildiğine dikkat çekmişti. Mağdurların yaşadıklarını açıklamaları hâlinde cemaatten dışlanabileceklerini veya kendilerine inanılmayacağını düşündüklerini belirten Vermeulen, bu korkunun sessizliği beslediğini ifade etti.
Bazı mağdurlar açısından istismarı bildirmek, yalnızca geçmişte yaşananları anlatmak değil, aynı zamanda hayatlarının önemli bir bölümünü oluşturan sosyal çevrelerini kaybetme ihtimalini göze almak anlamına geliyor.
Mağdurun kararı esas alınmalı
2021 yılında Gereformeerde Gemeenten, Gereformeerde Gemeenten in Nederland ve Oud Gereformeerde Gemeenten’in girişimiyle kurulan SMRK, istismar mağdurlarına destek sağlıyor ve atılabilecek adımlar konusunda danışmanlık yapıyor.
İddiaların kilise görevi yürüten bir kişiyle ilgili olması durumunda mağdur, bağımsız bir şikâyet komisyonuna yönlendirilebiliyor. Diğer vakalarda ise polis, profesyonel destek kuruluşları, kilise yönetimi veya aileyle iletişim kurulması gibi seçenekler değerlendiriliyor.
Merkezin yaklaşımında temel ilke, yetişkin mağdurun kendi süreci üzerinde söz sahibi olması. Bir olayın kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağına, polise şikâyette bulunulup bulunulmayacağına ve failin özür dilemesinin yeterli olup olmadığına mağdurun karar vermesi gerektiği vurgulanıyor.
Failin af dilemesi, mağdurun hemen affetmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Mağdur henüz affetmeye hazır değilse de destek görmesi gerekiyor.
Kiliselerde farkındalık artıyor
SMRK, bazı kilise yöneticilerinin yaşanan olayları kendi içlerinde çözmeye çalışmasının hâlâ önemli bir sorun olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, son dönemde daha fazla dini yöneticinin istismar konusunda danışmanlık almak üzere merkeze başvurması, farkındalığın arttığına işaret ediyor.
Yaşanan gelişmeler, dini topluluklarda mağdurların güvenliğinin ve haklarının korunmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Uzmanların mesajı açık: Topluluk içindeki huzuru korumak, istismar iddialarını örtbas etmek veya mağdurları uzlaşmaya zorlamak anlamına gelmemeli. Öncelik, mağdurun güvenliği, özgür iradesi ve ihtiyaç duyduğu desteğin sağlanması olmalı.
Kaynak: De Stentor, 17 Ekim 2026. Haber, gazetede yayımlanan bilgiler ve SMRK koordinatörü Maria Vermeulen’in aktarılan açıklamaları temel alınarak hazırlanmıştır.
Nhaber.nl

10 saat önce
57










Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·