Barış Anadolu topraklarında neden hep uzak ?
Türkiye yarım asırdır terörün kanlı gölgesinde yaşıyor.
Ülkemizin en büyük acısını yine ülkemizin en yoksul insanları çekti.
Kerpiç damlı, yoksul hanelerde….
Asker de garibanın evinden çıktı, örgüte katılan genç de.
Yıllardır aynı cümle tekrarlandı;
“ Dağda öldürülenler leş, asker, öğretmen, polis, hemşire, doktor, mühendis şehit. “
Ama gerçek şu ki , her iki taraf da yaşamlarının baharında toprağa düşen gençlerdi.
İkisi de Yüce Allah’ın kuluydu.
İkisini de Yüce Allah kusursuz yaratmıştı.
İkisi de ülkemizin evladıydı.
İkisi de annelerin, babaların gözbebeğiydi.
İkisinin de hayalleri, sevdam dediği insanlar, kurmak istedikleri bir geleceği vardı.
Ama birisi umut vaad edilerek kandırıldı, birisi de vatan millet aşkı ile yoğuruldu..
Vatan sevdası, umut ve sabır hep garibanların oluyor.
Karanlık çevrelerin, ağaların, zenginlerin, silah tacirlerinin ve siyaslerin sevdası da güç ve para ..
Peki neden öldüler?
Kim kazandı bu ölümlerden?
Kim zenginleşti?
Kim güçlendi ?
Kime yaradı bu kan?
Gariban değil…
Anadolu’nun tertemiz çocukları hiç değil…
Kazanan hep aynıydı;
Ağalar, zenginler, siyasiler ve silah ticaretinden beslenen karanlık çevreler…
Aynı havayı soluyoruz, aynı suyu içiyoruz, aynı topraklarda yaşıyoruz ama her şeyi adilane paylaşmıyoruz.
Sonra da barış diyoruz..
Türkiye’nin gerçek yarası terör değil; onu doğuran ve besleyen adaletsizlik düzenidir.
Güneydoğu’da hala feodal yapı hüküm sürüyor. Toprak bir kaç ailenin elinde.
Köylü topraksız, gençler işsiz, halk çaresiz.
Devlet ise yıllarca bu ağaları korudu, siyasiler OY uğruna onlara yanaştı.
Böyle olunca halk da hep ezilen taraf oldu ve seçimden seçime siyasilerce anımsandı.
Ağaya başkaldıran gençler terör örgütünün söylemine kandı;
“ Ağa seni ezer, devlet seni görmez; umut bizdedir “ denildi onlara.
Dağa çıkanların önemli bir kısmı tam da bu ezilmişlikten, yoksulluktan, adaletszilikten,işsizlikten çıktı.
Ama Meclise bakıyorsun…
‘ Temsil ediyoruz ‘ diyen Kürt kökenli vekillerin büyük bölümü ağa soyundan, zengin ailelerden geliyor.
Halkın acısını, tarlada çalışan köylünün derdini, gençlerin umutsuzluğunu ne kadar biliyorlar?
Gerçek temsil alt sınıfta, emekçide, hör görülen köylüde değil; yine elit ailelerde.
Bu tabloyla nasıl barış olacak?
Barış;
– Dağdaki kandırılmış gençler ile,
– Onları askere alan fakir aile çocukları arasında yapılmaz.
Bu gençler birbirinin düşmanı değildir.
Gerçek barış hep yukarıdaki masalarda bozuldu, acıyı çeken de hep aşağıdaki insanlar oldu.
Barış savaşan iki ülke arasında olur; tarafları eşit, talepleri net, sorumlulukları hukuken tanınmış yapılar arasında olur.
Ülkemizde yaşanan çatışma, çoğu zaman bir tarafda mecbur bırakılan, bir tarafı kandırılan ve ikisinin de aynı yoksulluk havuzunda boğulduğu biz düzende sürdü. Bu gerçeği bilmeden barış konuşmak, çocuklara ateşkes istemek gibidir. Sorunun köküne inmez.
Bugün büyük şehirlere bak;
İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in zengin semtlerinde yaşayanların evine hiç şehit tabutu girdi mi?
Hiç bir ‘ ağa’ çocuğu dağda vuruldu mu ?
Hiçbir ‘ siyasetçinin evladı ‘ çatışmaya gönderildi mi?
HAYIR.
Ölen hep Anadolu’nun yoksul evlatları..
Ölen hep işsizlikten bunalmış, umudunu kaybetmiş gençler..
Ölen hep gariban…
Kazananlar ise;
Siyasetçiler, ağalar, lüks içinde yaşayan elitler, güvenlik ve silah ticaretin servet kazanan çevreleri, dış güçlerin bölgesel hesapları..
Bu tabloyun görmeden hangi barış sağlanır?
Barış sadece silahların susması değildir.
Barış; eşitlik ister, adalet ister, toprak reformu ister, feodal düzenen yıkılmasını ister, gençlere umut ve gelecek ister, siyasetin temizlenmesini ister…..
Bunlar olmadan yapılan her ‘ barış ‘ denemesi ya kandırmadır ya da OY hesabıdır.
Son söz
Anadolu halkı 50 yıldır aynı oyunu izliyor…..
Gariban ölüyor, zengin güçleniyor.
Acıyı halk çekiyor, kararı elitler veriyor.
Bu düzende barış, adaler, gelecek olmaz.
Gerçek barış; halkın acısını yüreğinde hisseden ve anlayan, toprak ve siyaset ağalık düzenini bitiren, siyaseti arındıran, gençlere umut veren ve onları yüreğine bastıran, gençleri her an dinleyen, onlara saygı ve sevgi, özgürce düşüncelerine saygı duyan bir düzen kurulduğunda gelir.
O güne kadar barış kelimesi Anadolu topraklarında hep eksik kalacaktır.
Ben bu yazımı kaleme alırken tek amacım insan olmayı ön plana çıkartmaktır.
Ama insan görünümünde ki ölüler var ya !
İşte bütün zorlukları, olumsuzlukları, kaosları çıkartan ve insanları kullanan bir avuç ölü insanın varlığı.
Bir zamanlar insana değer biçilmezdi.
Şimdi ise her şeyin bir fiyatı var; hatta bazen bir ‘ etiketi ‘ olmayan insan, görünmez sayılıyor.
Ne acıdır ki, çağımızın en büyük yanılgısı – hatta buna hastalığı diyebiliriz – sevilecek ile kullanılacak olanım birbirine karıştırmamız oldu.
Dostça selamlarımla,
Kamil Kopuz
Kkopuz53@gmail.com
The post GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEDEN BARIŞ GELİR Mİ? first appeared on Hollanda Haberleri.

4 hafta önce
49












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·