Sabah uyanıyoruz, ünlülere uyuşturucu operasyonu.
Öğlen fuhuş operasyonu.
Gece fon operasyonu.
Ertesi sabah hakemlere mobbing, usulsüzlük, yasadışı bahis operasyonu…
Arkasından yeni nesil çete operasyonu.
Belediyelere yönelik operasyonlar zaten ayrı bir başlık.
Tam “artık bitti” diyeceğiz, gündüz kuşağında eltilerin kuru temizlemeciye kaçışı, köyde kimin eli kimin cebinde belli olmayan ilişkiler çıkıyor karşımıza.
Memleket operasyon ülkesi oldu.
Televizyonların kadrolu yorumcuları bile yoruldu. Eskiden saatlerce birbirlerine bağıranlar, şimdi çekirdek çitleyerek bir birleriyle tartışıyorlar. Çünkü şaşıracak halimiz kalmadı.
Her gün yeni bir suç.
Yeni bir çete.
Yeni bir dosya.
Yeni bir operasyon.
Peki, hiç durup sormayacak mıyız?
Bu kadar suçu kim üretiyor?
Daha doğrusu, bu suçları üreten düzen nedir?
Elbette suç varsa operasyon yapılacak. Suçlu varsa yargılanacak.
Ama bir ülkede uyuşturucu, fuhuş, bahis, çeteleşme ve yolsuzluk bu kadar yaygınlaşıyorsa, yalnızca suçlulara bakmak yetmez.
Suçu üreten düzene de bakmak gerekir.
Devlet kurumlarının başına eş, dost, akraba ve siyasi yakınlıkla liyakatsiz insanlar getirirseniz…
Kamu görevini hizmet değil zenginleşme kapısı haline getirirseniz…
Siyaseti yurda hizmet değil kişisel servet edinme aracına çevirirseniz…
Kamu kaynaklarını belli çevrelerin çıkarına açarsanız…
Sonra da toplum neden çürüyor diye şaşırmayacaksınız.
“Benim memurum işini bilir” anlayışından bugünlere geldik.
Eskiden küçük yolsuzluklara göz yumuldu.
Sonra büyükleri normalleşti.
Torpil alışkanlık oldu.
Kayırmacılık düzen oldu.
Kamu malı sahipsiz sanıldı.
Hukuk güçlünün karşısında eğildikçe, yurttaşın devlete güveni aşındı.
Ve sonunda suç, toplumun kenarında duran bir mesele olmaktan çıktı. Sistemin içine yerleşti.
Bugün bir çeteyi çökertirsiniz.
Yarın yenisi çıkar.
Bir bahis ağını kapatırsınız.
Başka bir ağ kurulur.
Bir yolsuzluk dosyası açarsınız.
Başka bir yerde aynı düzen devam eder.
Çünkü mesele yalnızca suçlu değildir.
Mesele, suçluyu üreten düzendir.
Polis operasyon yapar.
Savcı soruşturur.
Mahkeme yargılar.
Bunlar devletin görevleridir.
Ama devletin asıl görevi, suçun yeniden üretilmediği bir düzen kurmak değil midir?
İşte bunu konuşmuyoruz.
Çünkü operasyonu konuşmak kolaydır.
Sistemi konuşmak zordur.
Birini tutuklamak kolaydır.
O kişiyi o noktaya getiren düzeni sorgulamak zordur.
Bugün artık asıl sorumuz şu olmalıdır:
Bu kadar suçluyu kim üretiyor?
Cevabı yalnızca sokakta aramayalım.
Kurumlara bakalım.
Siyasete bakalım.
İhalelere bakalım.
Liyakate bakalım.
Hukuka bakalım.
Devletin nasıl yönetildiğine bakalım.
Çünkü toplumdaki çürüme, yukarıdan aşağıya doğru yayılır.
Yolsuzluğu yapan kadar, yolsuzluğu mümkün kılan düzen de sorumludur.
Artık operasyonlarla çürümenin önünü kesmeye çalışmanın sınırına geldik.
Bir ülke sürekli operasyonla temizlenemez.
Kirleten düzen değişmedikçe, temizlenen yer yeniden kirlenir.
Ya sistemi değiştireceğiz ya da sistemi değiştireceğiz.
Başka yolu yok.
Çünkü mesele operasyon yapmak değil.
Mesele, operasyon gerektirmeyecek bir düzen kurmaktır.
The post Dikkat, operasyon var! first appeared on Hollanda Haberleri.

1 hafta önce
90











Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·