ÖTEKİ :Merhaba, boşmu oturabilir miyim?
BİRİSİ :Tabii, buyrun bende muhabbet edecek birini arıyordum.
BİRİSİ:Teşekkürler. Bu rakı nedir? Erken değil mi?
ÖTEKİ: Hakikati söyleten içki bu. Buyur sanada ikram edeyim.
BİRİSİ: Öyle mi? Sağolasın. Nasıl hakikati söyletiyor?
ÖTEKİ: İlk dubleden sonra herkes filozof olur. İkinci dubleden sonra devrimci. Üçüncü dubleden sonra dünya uzmanı. Dördüncü dubleden sonra şair. Sabah olunca da pişman olur.
BİRİSİ: Hah hah haaaa. Demek bilgelik sıvı halde satılıyor.
ÖTEKİ: Vergisi de ona göre tabii. Heh heh heeee. Yarasın. İsminizi bağışlar mısınız.
BİRİSİ : Önemli değil. Birisi deyin kafi.
ÖTEKİ : Biraz sokrates’i andırıyorsunuz. Heh heh heee. Memnun oldum.. O halde bana da öteki deyin olsun bitsin.
BİRİSİ: Haha hah haaa. O halde sana tek bir soru soracağım. İnsan neden yalan söyler?
ÖTEKİ: Şaka maka tam sokratlık soru heh heh heeee. Kaç dublelik cevap istiyorsun?
BİRİSİ: Tek, duble farketmez. Gerçeği söyle kafi.
ÖTEKİ: Eeeee…İnsan gerçeğe dayanamadığı için.
BİRİSİ: Açıkla.
ÖTEKİ: Sabah aynaya bakıyor. “Kilo almışım.” Ama diyor ki: “Kas olmuş.”
BİRİSİ: Bu yalan mı?
ÖTEKİ: Evet. Ama modern çağda buna motivasyon deniyor.
GARSON:Kavun peynir yaptırayım mı abicim? Nasılsınız bu gün?
ÖTEKİ: İyiyim. Iyi teşekkürler. Getir bakalım.
BİRİSİ: Ama iyi görünmüyorsun.
ÖTEKİ: Çünkü o soru cevap almak için sorulmaz.
BİRİSİ: Peki neden sorulur?
ÖTEKİ: Bu tür sorulara “iyiyim” diye yalan söyleyeceksin, Zira sessiz kalınca toplum panikliyor.
BİRİSİ: Hımmm. Oysa Atina’da insanlar doğruluğu erdem sayardı.

ÖTEKİ: Sokrates’in ruhuyla konuşuyorum sanki. Bak dayıcığım burada doğruluk, erdemlilik riskli yatırım sayılıyor.
BİRİSİ: Hah hah haaa. Kim bilir konuşuyorsundur belki. Nasıl riskli yatırım yani?
ÖTEKİ: Patrona doğruları söyle. İşsiz kalırsın. Politikacıya doğruları söyle. Vatan haini olursun. Akrabalara doğruları söyle. Bayram davet listesinden silinirsin.
BİRİSİ: Peki herkes yalan söylüyorsa toplum nasıl ayakta kalıyor?
ÖTEKİ: Ayakta değil zaten. Birbirine yaslanıyor. Hah hah hahhh. Kavundan da al.
BİRİSİ: Pekii insan en çok kime yalan söyler?
ÖTEKİ: Kendisine.
BİRİSİ: Neden?
ÖTEKİ: Çünkü başkaları bazen inanmaz. Ama insan kendisini kandırmakta ustadır.
BİRİSİ: Enteresan. Kavun güzelmiş. Bir örnek lütfen?
ÖTEKİ: Bu ay tasarruf edeceğim. Sigarayı bırakacağım. Televizyondaki tartışma programlarını izlemeyeceğim. Dünya güllük gülüstanlık. Bu seçimden sonra her şey düzelecek.
BİRİSİ: Sonuncusu güçlü bir yalanmış. Peki devletler yalan söyler mi?
ÖTEKİ: Şimdi de Platon mu oldun? Hah hah haaaa eğlenceli adamsın dayı..
BİRİSİ: Soruya cevap vermadin?
ÖTEKİ: Devletler yalan söylemez.
BİRİSİ: Gerçekten mi?
ÖTEKİ: Hayır. Ama böyle söylemek daha güvenli. Dolduruyorum birer kadeh daha.
BİRİSİ: Doldur bakalım. Ben hayatım boyunca insanların bilgisizliğini sorguladım. Şimdi görüyorum ki bilgi çoğalmış. Ama akıl aynı kalmış.
ÖTEKİ: Bilgi çoğalmadı. Bildirim çoğaldı.
BİRİSİ: O nedir? Farkı nedir?
ÖTEKİ: Bilgi insanı düşünmeye zorlar. Bildirim telefona bakmaya. Hah hah haaa.
BİRİSİ: Şu sosyal medya denen yerde insanlar neden sürekli mutlu görünüyor?
ÖTEKİ: Çünkü mutsuz fotoğrafı az beğeni alıyor.
BİRİSİ: Demek insanlar mutluluğu yaşamıyor. Sergiliyor.
ÖTEKİ: Tam olarak öyle. Artık hayat yaşanmıyor. Paylaşılıyor.
BİRİSİ: Şunu merak ediyorum. Yalan söylemeyen insan yaşayabilir mi?
ÖTEKİ: Yaşar. Ama terfi alamaz.
BİRİSİ: Başka?
ÖTEKİ: Akrabaları azalır. Arkadaşları azalır. Takipçileri azalır.
BİRİSİ: Peki neyi çoğalır?
ÖTEKİ: Yalnızlığı.
BİRİSİ: Yalnızlık kötü müdür?
ÖTEKİ: Hayır. Ama kirası pahalı. Herkes bedelini ödeyemez.
BİRİSİ: Öyleyse insan korkudan yalan söyler. Çıkar için yalan söyler.
Alışkanlıktan yalan söyler. Kendini korumak için yalan söyler. Doğru mu?
ÖTEKİ: Bir sebep daha var.
BİRİSİ: Nedir?
ÖTEKİ: Umut.
BİRİSİ: Nasıl yani?
ÖTEKİ: Bazen yarın güzel olacak diye kendimize yalan söyleriz. Bazen güçlü olduğumuzu söyleriz. Bazen geçeceğini söyleriz. Bazen özlemediğimizi söyleriz vs.vs. Off of.
BİRİSİ: Bunlar yalan mı?
ÖTEKİ: Belki…Kim bilir… Yanii… Ama insan bazen gerçeklerden değil, umutsuzluktan ölür.
GARSON: Kapanıyoruz beyler. Hesabı bırakayım mı?
ÖTEKİ: Arkadaş ödeyecek.
BİRİSİ: Benim param yok.
ÖTEKİ: Neden?
BİRİSİ: İki bin dört yüz yıldır ölüyümben.
ÖTEKİ: Bu doğru mu?
BİRİSİ: Bilmem. Ama bu masada duyduğum yalanların yanında oldukça masum kalıyor. Hadi şerefe. Hah hah haaa. Eeeee… Bugün şunu öğrendim: İnsan yalanı gerçeği gizlemek için söylemiyor çoğu zaman… Gerçeklerin canını acıttığı için söylüyor.
ÖTEKİ: Peki çözüm ne?
BİRİSİ: Biraz daha az yalan…Biraz daha çok düşünmek…Ve mümkünse rakıyı ölçülü içmek.
ÖTEKİ:Hah hah haaaaa. Muhabbetteki inandırıcı olmayan cümle bu oldu. Hesabı da bana kitledin bu arada. Hadi yarasın.
The post DEMLİK (Bitmeyen Bar Muhabbetleri -13-) first appeared on Hollanda Haberleri.

2 saat önce
15














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·