Cengiz Özdemir, Türkiye-Hollanda Dostluğunun 422 Yıllık Hikâyesini Yazdı

2 gün önce 66

Dostluğun başlangıcı olarak 1604 yılını işaret etti

Özdemir'e göre Türkiye-Hollanda ilişkilerinin temeli, 1604 yılında Sluis'te yaşanan bir savaşın ardından atıldı.

Yazıda, Hollandalıların İspanyollara ait kadırgaları ele geçirmesiyle özgürlüğüne kavuşan yaklaşık 1.400 kürek mahkûmu arasında, Osmanlı tebaası olan 138 Türk, Cezayirli ve Faslının da bulunduğu hatırlatılıyor.

Bu gelişmenin ardından Hollanda Genel Meclisi'nin Osmanlı Sultanı'na bir mektup göndererek hem kurtarılan Osmanlı tebaasını bildirdiği hem de iki ülke arasında dostluk ve ticari ilişkiler kurulmasını talep ettiği aktarılıyor.

"İlişkilerin mimarı Kayserili Halil Paşa"

Özdemir, yazısında Osmanlı Sadrazamı Kayserili Halil Paşa'nın bu girişimi sıradan bir diplomatik nezaket olarak değerlendirmediğini, aksine Hollanda ile ilişkilerin geliştirilmesi için önemli adımlar attığını savunuyor.

Yazıya göre Halil Paşa, Hollanda'nın İstanbul'a ilk elçisi olarak gönderilen Cornelis Haga'nın diplomatik görevini yerine getirebilmesi için hem siyasi hem de maddi destek sağladı. Özdemir, bu nedenle Türkiye açısından iki ülke ilişkilerinin gerçek mimarının Kayserili Halil Paşa olduğunu ifade ediyor.

İlk resmî diplomatik adım 1612'de atıldı

Köşe yazısında, Hollanda'nın Osmanlı topraklarında kendi bayrağı altında ticaret yapabilmesi için gerekli olan Ahidname'nin alınmasının kolay olmadığı belirtiliyor.

Özdemir, Sultan I. Ahmet'in huzuruna kabul sürecinde mutasavvıf Aziz Mahmud Hüdayi'nin devreye girdiğini ve bu girişimin ardından 5 Temmuz 1612'de Hollanda'ya Ahidname verildiğini aktarıyor.

Yazıda, Sultan I. Ahmet'in tuğrasını taşıyan üç metre uzunluğundaki belgenin, sadece ticaret imtiyazı sağlayan bir ferman değil, aynı zamanda dört asrı aşan Türkiye-Hollanda dostluğunun hukuki temeli olduğu değerlendirmesi yapılıyor.

Osmanlı, Hollanda'yı ilk tanıyan devletlerden biri oldu

Özdemir'in dikkat çektiği noktalardan biri de Osmanlı İmparatorluğu'nun, İspanya'dan bağımsızlığını ilan eden Hollanda'yı Avrupa'nın büyük bölümünden yıllar önce tanımış olması.

Yazıda, Avrupa devletlerinin Hollanda'nın bağımsızlığını ancak 1648 Vestfalya Antlaşması sonrasında kabul ettiği, Osmanlı'nın ise bu kararı yaklaşık 36 yıl önce aldığı ifade ediliyor.

"Turkeye" köyü dostluğun sembolü

Köşe yazısının önemli bölümlerinden biri de Hollanda'nın Sluis kenti yakınındaki "Turkeye" köyüne ayrılıyor.

Özdemir, köyün adının ve girişindeki "Türkiye Yolu"nun (Turkeyeweg), geçmişte kurulan dostluğun sembollerinden biri olduğunu belirtiyor. Yazıda ayrıca bölgedeki bazı belediyelerin armalarında hilal motiflerinin bulunduğu, çeşitli tarihi yapılarda da benzer sembollerin görülebileceği ifade ediliyor.

"Tarih, fırsatı gören devlet adamları sayesinde yön değiştirir"

Yazısını, tarihin yalnızca savaşlarla değil, olayları doğru okuyabilen devlet adamlarının vizyonuyla şekillendiği değerlendirmesiyle tamamlayan Cengiz Özdemir, Sluis'te yaşanan gelişmelerin yalnızca iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasına değil, yüzyıllar sürecek bir dostluğun doğmasına da zemin hazırladığını savunuyor.

Özdemir'e göre, Prens Maurits ile Kayserili Halil Paşa'nın 1604 yılında gördüğü fırsat, aradan geçen dört asra rağmen Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkilerin en önemli dönüm noktalarından biri olmayı sürdürüyor.

Makalenin tamamını oku