Bu yılın ilk yazısını, tatilde hem Türkiye’de hem de Hollanda’da gözlemlediğim, “Arabesk hayatlar” yaşayan insanlarımız üzerine yazmayı düşünüyordum.
Ancak okuduğum bir yazı canımı çok acıttı. Bu yüzden o konuyu “bir başka sefere” diyerek erteledim ve bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.
İçinde bulunduğumuz yüzyılda insanlık, özellikle mazlumlar üzerinden; kadınlar ve bilhassa çocuklar üzerinden ağır bir sınav veriyor. Bunu yapanlar ne yazık ki “insan” denen ya da insan kılığına girmiş mahlûklar.
Anlayacağınız, kimileri 2026’ya coşku ve eğlenceyle girerken kimileri ölüm kalım, açlık, sefalet ve acı içinde girdi. Ne yazık ki insanlık yine sınıfta kaldı.
Sorunlu liderler
Dünyayı yöneten; aşırı ırkçı, sadist, psikopat, çıkarcı, hatta kimilerini “şeytanın elçileri” olarak niteleyebileceğimiz liderler, insanlıktan ve insani değerlerden geriye hiçbir şey bırakmamaya yemin etmiş gibiler.
Örneğin İsrail’in katil, soykırımcı ve ırkçı yönetimi; destekçileriyle birlikte yaklaşık 70 bin insanın hayatına son verdi, yüz binlercesini yaraladı. UNRWA verilerine göre 5,9 milyon Filistinli yerinden yurdundan edildi.
Jackie Chan’in sözleri
Bu yazının çıkış noktası, geçenlerde okuduğum bir haber oldu. Sinema sanatçısı, güzel insan Jackie Chan’in yönettiği Beklenmedik Aile (Unexpected Family) filminin galası 28 Aralık 2025’te Pekin’de yapılmış.
Chan, galada insanlığın ne denli sınıfta kaldığını gösteren vicdan sızlatıcı bir anısını paylaşıyor. Gazze’de bir çocuğa “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” diye sorulduğunda aldığı yanıt şu:
“Bizim buralarda çocuklar büyümez.”
Chan bu sözleri hatırlatırken gözyaşlarını tutamadığını anlatıyor.
Bu masum cümle, insanlık dışı canilerin çocuklara yaşattığı travmayı özetliyor. Sanki o çocuklar, kısa ömürlerinde yaşadıkları acılarla büyüyemeyeceklerini anlamış gibiler.
Adeta “İnsanlık ölmüş” diyorlar.
Nâzım Hikmet ve savaş çocukları
Bu sözler bana Nâzım Hikmet’in Kız Çocuğu şiirini hatırlattı.
“Büyümez ölü çocuklar” dizesi, yıllar önce olduğu gibi bugün de insanın içine saplanıyor.
Hiroşima’da ölen bir kız çocuğunun ağzından yazılan bu şiir, savaş mağduru çocukların feryadıdır.
O günden bugüne ise pek bir şey değişmedi. Filistin’de, Ukrayna’da, Yemen’de, Suriye’de, Doğu Türkistan’da ve Afrika’nın birçok bölgesinde aynı canilik sürüyor. Irkçı, dinci ve çıkarcı yöneticiler çocukların büyümesini hâlâ engelliyor.
Hollanda’daki çelişki
Hollanda’da sıkça kullanılan “Ver van mijn bed show” (yatağımdan uzak olaylar, beni ilgilendirmez) deyimi, refah toplumlarının duyarsızlığını özetliyor.
Her şey yolundaymış gibi görünüyor. Hükümet henüz kurulmamış olsa bile çarklar tıkır tıkır işliyor.
Bu refah ortamında, Hollanda ve diğer gelişmiş ülkelerde insanlar yeni yıla girerken yalnızca bir gecede Hollandalılar 129 milyon euroluk havai fişekle gökyüzünü aydınlattı; dünyayı kirletmek pahasına eğlendik.
Bir yanda hayatta kalma mücadelesi veren ülkeler, diğer yanda estetikle yaşamı güzelleştirmeye çalışan konforlu toplumlar…
Bu çelişki, bir yerde çocukların büyüyememesiyle, bir yerde bizim duyarsızlığımızla birleşiyor ve insanlığın neden sınıfta kaldığını açıkça gösteriyor.
Anavatan Türkiye
Türkiye ise her alanda büyük sorunlarla boğuşuyor. Yüksek enflasyon, kutuplaşma, adam kayırmak, gelir dağılımındaki uçurum ve derinleşen yoksulluk cabası.
Yeni yıla girerken bir kesim kutlama yapıyor, bir kesim Filistin yürüyüşlerine katılıyor, bir diğer kesim ise “ayın sonunu nasıl getiririm, hangi kredi kartını hangisiyle kapatırım” diye kara kara düşünüyor.
Değerli okurlar, lütfen siyasi duruşunuza göre “Restoranlar dolu, yollar araba kaynıyor” demeyin.
86 milyonluk ülkede refah seviyesi yüksek olan yüzde 10/12’lik kesim yaklaşık 8-10 milyon kişi bu görüntüyü oluşturuyor.
Yürüyüş ve protestolara bakışım nettir: Siyasilerin bunu şova dönüştürmesini bir kenara bırakırsak, her haksızlığa karşı çıkmak hem anayasal bir hak hem de vicdani bir sorumluluktur.
Samimi insanların protestolarını destekliyor, Hollanda’daki Filistin yürüyüşlerine bizzat katılıyor, vicdanımdan yükselen sesi orada dile getiriyorum.
Ancak Türkiye’deki çelişki şu: Hem İsrail’le ticaret yapıp hem de bu yürüyüşleri düzenleyen siyasilere halkın güveni kalmıyor.
Bu nedenle birçok tarafsız okur-yazar tarafından bu eylemleri “timsah gözyaşı” olarak değerlendiriyor.
Ekonomik sıkıntılarla boğuşan insanların çoğu ne geçen yıldan mutlu ne de yeni yıldan umutlu. Yılın ilk günlerinde gelen zamlar, 2026’nın zor geçeceğini şimdiden gösteriyor.
Ne çocuklar çoğalır ne büyüyor ne de yetişkinler huzur içinde yaşıyor.
Ve Venezuela…
Bu yazıyı kaleme alırken televizyon kanallarında son dakika olarak ABD’nin Venezuela’ya saldırdığı ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırıldığı haberleri geçiyordu.
Böylesi bir gelişme karşısında susmak, kendimi bu haksız ve hukuksuz eyleme ortak olmuş gibi hissettirdi.
Şahsen Maduro’yu, demokrasiyle gelip tüm demokratik kurumları askıya almasını ve vatandaşlarına yaşattığı acıları onaylamıyorum. Otoriter ve acımasız bir liderdi.
Ancak hukuksuzluk kime, hangi ülkeye karşı yapılırsa yapılsın, buna karşı çıkmak ilkesel bir duruştur. Benim için çizgi tam olarak burasıdır.
Bu olay dünya genelinde geniş yankı uyandırdı. Birçok ülke ve uluslararası aktör tepki gösterdi. Buna karşın ne Türkiye’den ne de Hollanda’dan kayda değer bir açıklama geldi.
Bu sessizliğin iki olası nedeni var:
Ya her iki ülke de ABD gibi bu hukuksuzluğu olumlu karşılıyor ya da ABD’ye olan siyasi ve stratejik bağımlılıkları nedeniyle ses çıkarmaya cesaret edemiyorlar.
Takdiri kamuoyuna bırakıyorum.
ABD’nin başındaki tutarsız ve sorunlu liderin, emperyalist bir zihniyetle dünyaya daha ne tür felaketler yaşatacağını ise ne yazık ki zaman gösterecek.
Hayatla ilgili güzel temenniler
Evet, bu kadar karamsarlık yeter.
Biraz da umut edelim.
2026’da barışın sesi yükselsin; çocuklar gülen yüzlerle büyüsün, mazlumlar adalete kavuşsun ve insanlık vicdanını yeniden keşfetsin.
Küçük iyiliklerle büyük değişimlere imza atalım.
Sevgi, merhamet ve dayanışmayla dolu bir dünya için elimizden geleni yapalım.
Çünkü her güzel temenni bir tohumdur, her umut bir çiçek.
Sağlık, huzur ve barış içinde kalın.
Mustafa Ozcan, 5 ocak 2026
The post Bu Dünyada Çocuklar Büyümez first appeared on Hollanda Haberleri.

1 gün önce
37













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·