Haftalık ajandanıza en son ne zaman baktınız?
Muhtemelen salı günü bir iş toplantısı, perşembe akşamı bir arkadaş kahvesi, hafta sonu ise aile ziyaretleri ya da bitmek bilmeyen ev işleri yazılı.
Herkesin takvimi kapalı, herkesin zamanı bir başkasına mühürlü.
Telefon rehberimizdeki onlarca insana, hayatın getirdiği yüzlerce sorumluluğa hep bir “tamam” cevabımız var. Peki, bu yoğun kalabalığın ortasında, o takvimde adı hiç geçmeyen o gizli kahraman kim? Kendimiz.
Garip bir toplumsal kodumuz var: Bir kafede tek başına oturan, sinemaya tek bilet alan ya da bir restoranda karşısındaki sandalye boş şekilde yemek yiyen birini gördüğümüzde içimizden hafif bir acıma duygusu geçer. “Ah, galiba yalnız, kimsesi yok.” diye düşünürüz.
Yalnızlığı bir ceza, tek başınalığı bir çaresizlik olarak görmeye öyle bir programlanmışız ki, bir insanın sırf kendisiyle vakit geçirmekten keyif alabileceği ihtimali aklımıza bile gelmez.
Oysa bir restoranda tek başına masaya oturup sipariş vermek, başkalarının onayına, gürültüsüne ya da sessizliği doldurma çabasına ihtiyaç duymadan sadece kendi zihnini dinlemek bir zavallılık değil; bir insanın erişebileceği en büyük duygusal lükstür.
Gelin, bu hafta bir değişiklik yapalım ve kendimizle randevulaşalım.
Ama altını çizerek söylüyorum: Kendinizle randevuya çıkmak, evde eski pijama takımıyla televizyon karşısında pineklemek demek değildir.
O randevuya tıpkı çok değer verdiğiniz, ilk kez buluşacağınız ve etkilemek istediğiniz biriyle buluşacakmış gibi hazırlanmalısınız.
En sevdiğiniz kıyafeti giymeli, o hep gitmek istediğiniz ama yanınıza eşlik edecek birini bulamadığınız o sergiye bilet almalı, o şık masaya tek kişilik servis açtırmalısınız.
Ve bu randevunun en altın kuralı: Telefonu çantanın en dibine kilitlemek. Çünkü masada ekran açık duruyorsa, siz kendinizle değil, Instagram’daki yüzlerce yabancıyla randevudasınız demektir.
İnsan, en çok kendisinden kaçar derler. Çünkü yalnız kaldığımızda içinizdeki o ses konuşmaya başlar; ertelediğimiz hayalleri, bastırdığımız kırgınlıkları hatırlatır.
Belki de bu yüzden sürekli bir gürültü arıyoruz. Ancak kendimizi dinlemediğimiz sürece, dünyadaki hiçbir gürültüyü susturmaya gücümüz yetmeyecek.
Bu hafta ajandanızı açın. Çarşamba akşamüstüne ya da pazar sabahına kalın bir kalemle şu notu düşün: “Kendimle buluşma var.”
İnanın, o randevuya sadık kalır ve zamanında giderseniz, hayatınızın en kaliteli sohbetini edeceksiniz. Kendinize bir kahve ısmarlayın ve keyfinize bakın. Ne de olsa, ömür boyu ayrılmayacağınız tek sevgiliniz yine kendinizsiniz.
The post Bu Akşam Kimseye Söz Vermeyin, Kendinizle Randevunuz Var first appeared on Hollanda Haberleri.

1 saat önce
17














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·