Biz düşman mıyız? Neden gurbetçilere bu fırsatçılık?
Her yıl büyük bir özlemle, gurbetten uzun bir sıla yolculuğuna çıkarak memleketimize geliyoruz. Valizlerimizde hediyeler, yüreğimizde ise hasret taşıyoruz. Çünkü burası bizim vatanımız. Biz de bu ülkenin evlatlarıyız.
Oysa gurbetçinin cebindeki para da kolay kazanılmıyor. O para; uzun çalışma saatlerinin, alın terinin, özlemin, emeğin ve fedakârlığın karşılığıdır.
Ne yazık ki bazı kişiler gurbetçiyi, “Nasıl olsa gurbetçi, öder.” düşüncesiyle karşılıyor. Bir turisti, bir gurbetçiyi ya da bir misafiri kandırarak
kazanılan birkaç liranın, uzun vadede ülkeye kaybettirdiği güven çok daha büyüktür.
Oysa güven, bir milletin en büyük sermayesidir.
Geçtiğimiz günlerde yaklaşık on yaşındaki bir çocuk, fiyatı belli olan bir suyu bize normal değerinin üç katına satmaya çalıştı. Uyarıldığında ise gülümseyerek, “Ekmek parası…” dedi.
İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor.
Bir psikolog olarak şunu söyleyebilirim:
Hiçbir çocuk fırsatçılık duygusuyla doğmaz. Çocuklar davranışları gözlemleyerek öğrenir. Eğer on yaşındaki bir çocuk, yabancı plakalı bir aracı görünce fiyat artırmayı normal görüyorsa, burada bireysel bir davranıştan çok öğrenilmiş bir davranış kalıbı vardır. Bu da toplumsal ahlaki çözülmenin düşündürücü göstergelerinden biridir.
Bir sosyolog olarak ise beni düşündüren, üç beş liralık fark değildir. Asıl dikkat çekici olan; bunun yalnızca bireysel bir davranış olmaktan çıkıp toplumun bazı kesimlerinde giderek normalleşen bir anlayışa dönüşmesidir. “Nasıl olsa gurbetçi, öder.” düşüncesi zamanla kültürel bir alışkanlık hâline gelmektedir.
Oysa fırsatçılık normalleştiğinde yalnızca para kazanılmaz; güven kaybedilir.
Kendime şu soruyu sormadan edemiyorum:
Peki neden?
Biz düşman mıyız?
Biz bu ülkenin yabancısı değiliz. Biz de bu toprağın çocuklarıyız. Gurbette yıllarca çalışıyor, alın terimizle kazandığımızı yine memleketimizde harcamaktan mutluluk
duyuyoruz. Çünkü burası bizim evimiz.
Türkiye çok güzel bir ülke. Doğasıyla, kültürüyle, tarihiyle ve insanıyla büyük bir zenginliğe sahip.
Keşke bu güzellikleri; dürüstlüğümüz, misafirperverliğimiz ve birbirimize duyduğumuz güvenle de taçlandırabilsek.
Çünkü asıl zenginliğimiz; dürüstlüğümüz, misafirperverliğimiz ve birbirimize duyduğumuz güvendir.
Biz aynı toprağın insanıyız.
Yabancı plakalı olabiliriz; ama yabancı değiliz.
Biz de bu vatanın evladıyız.
Gurbetçiler bu ülkeye sadece döviz getiren insanlar olarak değil, evine dönen evlatlar olarak görülmelidir.
Ve en büyük temennimiz, memleketimize geldiğimizde cebimize değil, yüreğimize dokunan bir misafirperverlikle karşılanmaktır.
Çünkü vatan, insanın kendi ülkesinde kendini yabancı hissetmediği yerdir.
Gönüllere dokunan satırlarda buluşmak dileğiyle…
Uzm. Psikolog & Sosyolog
Rukiye Sultan Gür
The post Biz Bu Vatanın Evladı Değil miyiz? first appeared on Hollanda Haberleri.

6 saat önce
26














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·