Çocuklarımızın mutlu olmasını isteriz.
Bu, ebeveynliğin belki de en doğal arzularından biridir. İmkânımız varsa istediklerini almak, yapmak istediklerine fırsat vermek, üzülmelerini önlemek ve yüzlerinde o mutluluğu görmek isteriz.
Fakat ebeveynlikte zaman zaman birbirine karıştırabildiğimiz iki kavram vardır:
Bir çocuğun istediği şey ile ihtiyaç duyduğu şey her zaman aynı değildir.
Çocuk bir oyuncağı çok isteyebilir. Yeni bir telefon, başka bir ayakkabı, daha uzun süre ekran karşısında kalmak ya da arkadaşlarında gördüğü bir şeyi kendisi de sahip olmak isteyebilir.
O anda istediğine ulaşması onu gerçekten mutlu edebilir.
Ancak bu mutluluğun varlığı, verilen şeyin aynı zamanda onun gelişimsel ihtiyacı olduğu anlamına gelmez.
Aslında yetişkinler için de durum çok farklı değildir.
Biz de istediğimiz bir şeyi aldığımızda, uzun zamandır beklediğimiz bir yere gittiğimizde veya arzu ettiğimiz bir imkâna kavuştuğumuzda mutlu oluruz. Fakat insanın psikolojik iyilik hâli yalnızca isteklerinin gerçekleşmesiyle kurulmaz.
Çocuklukta da benzer bir ayrım vardır.
Çocuğun sevgiye ihtiyacı vardır.
Güvenli bir ilişkiye, görülmeye, duyulmaya, yaşına uygun biçimde desteklenmeye ihtiyacı vardır.
Fakat ebeveyn bazen sevgisini göstermenin yollarından biri olarak çocuğun isteklerini yerine getirmeye daha fazla ağırlık verebilir.
Özellikle kendi çocukluğunda birçok şeyden mahrum kaldığını düşünen anne-babalar için bu durum daha anlamlı hâle gelebilir.
Geçen yazıda sözünü ettiğim “Ben yaşamadım, o yaşasın” düşüncesi burada başka bir soruyla karşılaşır:
Peki, çocuğumuzun yaşayabilmesini istemekle her istediğini gerçekleştirmek aynı şey midir?Değildir.
Çünkü çocuk için iyi olanı belirlemek yalnızca onu o anda mutlu eden şeye bakmakla mümkün olmaz.
Ebeveynliğin zor taraflarından biri de tam olarak burada ortaya çıkar.
Bazen çocuğumuzun yüzündeki anlık mutluluk ile onun uzun vadede ihtiyaç duyacağı beceriler arasında seçim yapmak zorunda kalabiliriz.
Bu noktada mesele çocuğa bir şey almak ya da almamak değildir.
Bir ailenin ekonomik imkânlarının iyi olması da tek başına problem değildir. Çocuğa güzel deneyimler sunmak, seyahat etmek, iyi oyuncaklar almak veya imkânlarımızı onunla paylaşmak elbette ebeveynliğin olumsuz tarafları değildir.
Asıl üzerinde düşünülmesi gereken, çocuğun istekleriyle bizim ebeveynlik kararlarımız arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğudur.
Çocuğun istemesi, bizim için yeterli bir gerekçe hâline geliyor mu?
“Çok istiyor” cümlesi kararlarımızı ne kadar etkiliyor?
Bir şeyi vermediğimizde onun mutsuz olacağını düşünmek bizi ne kadar rahatsız ediyor?
Ve belki de daha önemlisi:
Çocuğumuzun mutluluğunu ne kadar kendi ebeveynliğimizin başarısı olarak görüyoruz?
Bazen anne-babalar farkında olmadan şöyle bir düşünce geliştirebilir:
“Çocuğum mutluysa iyi bir anne-babayım.”
Bu düşüncenin tersi de oldukça yorucudur:
“Çocuğum mutsuzsa bir şeyleri yanlış yapıyorum.”
Oysa bir çocuğun zaman zaman memnun olmaması, anne-babasına kızması veya istediği bir şey gerçekleşmediği için mutsuz hissetmesi, ebeveynin başarısız olduğu anlamına gelmez.
Çünkü ebeveynliğin görevi çocuğun hayatındaki bütün olumsuz duyguları ortadan kaldırmak değildir.
Aynı şekilde bir çocuğun sürekli mutlu görünmesi de tek başına onun bütün ihtiyaçlarının karşılandığını göstermez.
Buradaki önemli ayrım belki de şudur:
Ebeveynlik, çocuğun her isteğine cevap vermek değil; hangi isteğin arkasında hangi ihtiyacın bulunduğunu anlayabilmektir.
Bazen çocuk “Bunu istiyorum” derken gerçekten bir nesne ister.
Bazen ise görülmek, arkadaşlarına ait hissetmek, sizinle zaman geçirmek veya kendisini önemli hissetmek istiyor olabilir.
Sadece talebe cevap verdiğimizde, ihtiyacı gözden kaçırabiliriz.
Bu nedenle çocuğumuz bizden bir şey istediğinde her zaman ilk sorumuz “Almalı mıyım, almamalı mıyım?” olmak zorunda değildir.
Belki önce başka bir soru sorabiliriz:
“Çocuğum şu anda benden gerçekten ne istiyor?”
Ve ardından kendimize:
“Ben onun isteğini mi karşılıyorum, yoksa ihtiyacını mı anlamaya çalışıyorum?”
Bu ikisi bazen aynı yere çıkar.
Bazen de birbirinden oldukça farklıdır.
Çünkü çocuklarımızın mutlu olmasını istemek çok değerlidir.
Ama belki de ebeveynlikte daha önemli olan, onların yalnızca bugün ne istediğine değil, büyürken neye ihtiyaç duyduğuna da bakabilmektir.
Çocuğa her şeyi vermekle, ihtiyacı olanı vermek aynı şey değildir.
Ve bu fark, bazen ebeveynliğin en önemli ayrıntılarından biridir.
Kimya Çiftçi Dumlu
Psikoloji Yüksek Lisans Mezunu • Sosyolog • Aile Danışmanı
Çocuk Gelişimi • Aile ve Ebeveynlik Çalışmaları
The post Bir Çocuğun Her İstediğini Yapmak Onu Mutlu Eder mi? first appeared on Hollanda Haberleri.

1 hafta önce
115








Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·