Dünyada güç dengeleri artık sadece ekonomi ya da siyaset üzerinden kurulmuyor. Kültür, sanat ve tasarım; en az diplomasi kadar belirleyici hale gelmiş durumda. İşte tam da bu noktada, Amsterdam’da gerçekleşen bir lansman, bu yeni dünyanın nasıl şekillendiğine dair önemli bir ipucu veriyor.
Keizersgracht’ın tarihi dokusunda tanıtılan The Eurasian Council for Craft & Design (ECCD), ilk bakışta bir tasarım konseyi gibi görünebilir. Oysa mesele bundan çok daha derin. ECCD, Avrasya’nın kadim zanaat mirasını modern dünyanın diliyle yeniden anlatma iddiası taşıyor.

Bugün “küreselleşme” dediğimiz olgu, çoğu zaman yerel olanı silikleştirirken; ECCD tam tersine yerelin gücünü küresele taşımayı hedefliyor. Geleneksel el sanatlarını yalnızca nostaljik bir değer olarak değil, yaratıcı ekonominin aktif bir parçası haline getirme çabası bu açıdan dikkat çekici.

Konseyin kurucu yapısına baktığımızda da bu çok kültürlü yaklaşım açıkça görülüyor: Özbekistan’dan Aziz Murtazaev, Hollanda ve Türkiye’den Aslı Sarı, Kırgızistan’dan Eldar Attakurov, Türkiye ve Hollanda’yı temsilen Dilek Taşdemir-Kalkan ve Kazakistan’dan Dameli Zhanasheva ile Aidarkhan Kaliyev… Bu çeşitlilik tesadüf değil; aksine projenin ruhunu oluşturuyor.



Merkezi Lahey’de bulunan, operasyonel kalbi ise Amsterdam’da atan bu yapı, aslında yeni bir kültürel diplomasi modelinin de habercisi. Nitekim Kazakistan’ın Hollanda Büyükelçisi Akan Rakhmetullin’in konuşmasında vurguladığı gibi, kültür artık ülkeler arası ilişkilerin “yumuşak gücü” olmaktan çıkıp doğrudan bir etki alanına dönüşüyor.
Gecede sergilenen tasarım koleksiyonları da bu yaklaşımın somut örnekleriydi. Özellikle Aidarkhan Kaliyev’in geleneksel motifleri modern çizgilerle buluşturduğu çalışmalar, sadece estetik bir sunum değil; geçmiş ile gelecek arasında kurulan bir diyalog gibiydi. Endonezya merkezli PERADA BATIK ile yapılan iş birliği ise bu vizyonun coğrafya tanımadığını gösteriyor.

Sanatın evrensel dili de gecede kendini hissettirdi. Orta Asyalı dans sanatçısı Gul Zunun’un performansı, kültürün sınırları nasıl aşabildiğini bir kez daha hatırlattı.
Ve belki de en anlamlı detaylardan biri: Türkiye’ye özgü menengiç kahvesi ikramı… Kültürel aktarım bazen büyük projelerle değil, bir fincan kahvenin etrafında kurulan samimiyetle gerçekleşir.
Brüksel ve Paris’ten gelen diplomatların, akademisyenlerin ve kültür insanlarının aynı ortamda buluşması ise şunu açıkça ortaya koyuyor: Dünya yeni bir etkileşim biçimine doğru ilerliyor ve bu etkileşimin merkezinde artık kültür var.
ECCD belki bugün için bir konsey. Ama yarın, Avrasya’nın hikâyesini dünyaya anlatan güçlü bir platforma dönüşebilir.
Sonrası Avrasya’nın sessiz gücü: Amsterdam’dan yükselen kültürel köprü Gazeteci ilk ortaya çıktı.

2 gün önce
42















Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·