ASKIDA İNSAN

3 gün önce 96

 

Evet, güzel ülkem Türkiye’de askıda ekmek var.

Ama artık yetmiyor…

 

Çünkü o kadar çok ahlâkı, vicdanı, namusu ve aklı askıya bırakmış insan türedi ki;

 

Askıda ahlâk…

Askıda namus…

Askıda vicdan…

Askıda adalet…

Ve belki de en önemlisi, askıda beyin…

Eksiği olan alsın, kullansın!

Bu sözler, Rize Cimil’den bir dostuma ait.

Okudum ve uzun uzun düşündüm.

Çünkü mesele sadece ekmek değil artık.

Mesele, insanın insana karşı sorumluluğunu unutması.

 

Düşünebiliyor musunuz?

Bir akademisyen çıkıyor ve neredeyse şunu söylüyor:

 

“Eleştirmeyeceğiz…

Hatası var demeyeceğiz…

Hatası varsa da görmeyeceğiz…

Ayağına taş değdirmeyeceğiz…

Omuzuna toz kondurmayacağız…”

Peki neden?

 

Kime hitaben söyleniyor bunlar?

Bir insanı sevmek, onun her yaptığını doğru kabul etmek midir?

Bir makama, bir kişiye veya bir düşünceye yakın olmak; yanlışı görmemeyi, susmayı ve sorgulamamayı mı gerektirir?

 

İşte tam burada insanın aklına acı bir soru geliyor:

Biz ne zaman eleştirmeyi düşmanlık,

yanlışı söylemeyi ihanet,

sorgulamayı ise saygısızlık olarak görmeye başladık?

 

Üstelik bütün bunlar, inanç sahibi insanlar tarafından yapıldığında insan daha da fazla düşünüyor.

 

Çünkü inanç, insanı kutsallaştırmak için değil; hakikatin, adaletin ve vicdanın yanında durabilmek için vardır.

 

Nitekim öyle bir noktaya geldik ki, ateistlerin bile Müslümanlara sormaya başladığı söylenen o acı soru karşımıza çıkıyor:

 

“Hiç mi Allah korkunuz yok?”

Allah bizi birbirimizi kutsallaştıralım diye mi yarattı?

 

Yoksa doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilelim diye mi?

Siyaset öyle bir hâle geldi ki bazıları,

kendi yaptığı ihaneti unutup başkasına sadakat dersi vermeye kalkıyor.

Kendi ayıplarını gizlemek için başkasının kusurunu arıyorlar.

Kendi yanlışını görmeyen, başkasının yanlışını büyütüyor.

Kendi vicdanını susturan, başkasına ahlâk dersi veriyor.

Ve toplum olarak en acı hâlimiz de belki burada başlıyor:

Kalp var, vicdan tatilde.

Kafa var, beyin var; ama onu kullanmak zahmetli geliyor.

Konuşmak yok.

Sorgulamak yok.

İtiraz etmek yok.

Sadece:

“Sen ne dersen o bizim doğrumuzdur.”

Oysa insan olmak, her söylenene “eyvallah” demek değildir.

Bazen insan olmanın gereği “Hayır, burada yanlış yapıyorsun” diyebilmektir.

Çünkü gerçek dostluk da, gerçek sadakat de bunu gerektirir.

 

Yanlış yapanın yanında susmak, her zaman sadakat değildir.

Bazen susmak, yanlışa ortak olmaktır.

Ve galiba bugün en çok ihtiyacımız olan şey;

Daha fazla makam değil…

Daha fazla güç değil…

Daha fazla taraftar hiç değil…

Daha fazla vicdan.

Daha fazla adalet.

Daha fazla cesaret.

Ve biraz da kullanılmak üzere askıdan indirilmiş bir akıl.

Çünkü…

Eskiden namussuz insanlar adaletten korkardı.

Şimdi ise…

Namuslu insanlar korkuyor.

“Yanlışı eleştirirsem başıma ne gelir?”

“Doğruyu söylersem kim karşıma geçer?”

“Susmazsam ne kaybederim?”

İşte bir toplum için asıl tehlike budur.

Çünkü bir ülkede yanlış yapanlar değil, doğruyu söyleyenler korkmaya başladıysa, mesele artık yalnızca ahlâk meselesi değildir.

Mesele, insanın kendisini askıya almasıdır.

Ve belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey şudur:

Askıdaki ekmeği değil,

askıya bıraktığımız insanlığımızı geri almak…

Dostça selamlarımla,

Kamil Kopuz

Kkopuz53@gmail.com

 

 

 

The post ASKIDA İNSAN first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku