İstihbarat üretme sürecini tanımlayan geleneksel istihbarat döngüsü, ihtiyaçların belirlenmesi, bilginin toplanması, analiz edilmesi ve karar alıcılara sunulması aşamalarından oluşuyor. Ancak bu yapı, teknolojik gelişmeler, artan belirsizlik ve hibrit tehdit ortamının etkisiyle giderek daha karmaşık bir sürece dönüşüyor.
Omand, istihbarat döngüsünün, karşılıklı geri bildirimlerin yer aldığı dinamik bir model olarak ele alınması gerektiğini belirtti.
Özellikle terörist gruplar, suç şebekeleri ve hackerların “hedef” olduğu durumlarda bu modelin istihbarat üretme sürecini daha iyi açıkladığını anlatan Omand, bu süreçte analistler ile istihbarat kullanıcıları arasında neredeyse gerçek zamanlı bir etkileşim olduğuna dikkati çekti.
Omand, “Modern istihbarat analisti, cep telefonu verileri gibi toplu verilere ya da yolcu ön bilgileri, sınır kontrolleri, pasaportlar gibi veri tabanlarından elde edilen bilgilere erişebilir. İstihbarat sorularına doğrudan cevap arayabilir. Dolayısıyla toplama ve analiz döngünün ima ettiği kadar birbirinden ayrı değildir.” değerlendirmesinde bulundu.
İstihbarat ortamının daha hızlı, şeffaf ve çekişmeli bir hale geldiğine dikkati çeken Omand, “Kamuya açık bilgilerle gizli istihbarat arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşıyor. Aynı zamanda açık kaynak verilerinin hacmi, doğrulama ve dezenformasyon konusunda yeni zorluklar yaratıyor. Bu durum, analistleri emareleri manipüle edilmiş ya da yanıltıcı içeriklerden ayırt etmek için daha gelişmiş yöntemler geliştirmeye zorluyor.” ifadelerini kullandı.
Araştırmacıların, gazetecilerin, akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşlarının (STK) ve bireylerin, mobil cihazlar üzerinden paylaşılan görüntüler gibi açık kaynak verilerini kullanarak önemli gelişmeleri analiz edebildiğini vurgulayan Omand, şunları kaydetti:
“(İstihbarat alanında) Asıl mesele, istihbarat analizinin nispeten kısıtlı kaynaklarla ilgili bir sorundan aşırı bolluk sorununa dönüşmesi. Buradaki zorluk, devasa veri kümelerini hızlı bir şekilde anlamlandırmak. Bu nedenle analitik süreçler büyük önem kazanıyor.”
Yapay zeka ve analiz kalitesi fark yaratıcı birer unsur
Omand, “Yapay zeka, görüntü ve videoları insanın yapabileceğinden çok daha hızlı ve geniş ölçekte, aynı veya daha yüksek bir doğrulukla analiz etme yeteneği sayesinde modern istihbaratı, özellikle de askeri istihbaratı şimdiden dönüştürüyor.” dedi.
Yapay zekanın hem kamu hem de özel sektörde yabancı dildeki materyalleri çevirme ve özetleme gibi görevleri üstlenerek verimliliği artırdığını belirten Omand, makine öğrenimi algoritmalarının büyük veri setlerini filtreleme, analiz etme ve arama süreçlerinde istihbarat çalışmalarına önemli katkı sunduğunu vurguladı.
Omand, makine öğrenimi ve yapay zeka gibi teknolojilerin, milyonlarca veri noktası arasındaki ilişkiyi ve kalıpları tespit ettiğine değinerek, analiz kalitesinin ise hipotezlerin ne kadar iyi test edildiği, önyargının nasıl yönetildiği ve belirsizliğin nasıl aktarıldığına bağlı olduğunu söyledi.
İstihbarat gittikçe özelleşiyor
Ticari uydular, istihbarat uyduları ve insansız hava araçlarından (İHA) elde edilen görüntülerin, Ukrayna örneğinde olduğu gibi askeri istihbarat açısından önemli olduğunu vurgulayan Omand, söz konusu görüntülerin mobil cihaz verileriyle birlikte sahada bir “öldürme ağı” oluşturulmasına imkan tanıdığını belirtti.
Omand, istihbarat kurumları ile birçok devlet kurumunun özel sektör tarafından sunulan açık kaynak analiz ürünlerinden yararlandığını aktardı.
Özel şirketleri, istihbarat ekosisteminin “vazgeçilmez bileşeni” olarak nitelendiren Omand, sinyal istihbaratının da uzun süredir özel sektör tarafından geliştirilen bilgisayarlara dayandığını hatırlattı.
Gelecek
Omand, “Düşmanların geleneksel askeri harekatları, siber saldırıları, dezenformasyon kampanyalarını, ekonomik baskı araçlarını, suç çetelerini ve vekil güçleri bir arada kullandığı günümüzün hibrit tehdit ortamında, istihbarat teşkilatlarının, geleneksel modellerin, gerektirdiğinden daha geniş ve daha uyarlanabilir yetenekler geliştirmeleri gerekiyor.” dedi.
Teknolojik ortamın artık dijital ve karmaşık olduğunun altını çizen Omand, bu nedenle tüm istihbarat ve güvenlik teşkilatlarının söz konusu ortama aşina görevlileri işe alması ve eğitmesi gerektiğini vurguladı.
Omand, “anlatı savaşının” devlet ve devlet dışı aktörlerin birincil aracı haline geldiğini kaydederek, istihbarat görevlilerinin dezenformasyonla mücadele ve etki operasyonu tespit becerilerini geliştirmeleri gerektiğini söyledi.
Hibrit tehditlerin hükümet, endüstri ve sivil toplum arasındaki sınırları aştığına işaret eden Omand, devletlerin müttefikler ve özel sektör aktörleriyle ortaklıklara yatırım yapması gerektiğini sözlerine ekledi.