Anadolu İrfanı

13 saat önce 41

Polonyalı bir çiftin müslüman olma hikayesini izlemiştim.

Turist olarak Anadolu’nun bir köyünde mahsur kaldıklarını, bir ailenin kendilerini misafir ettiklerini,

ailenin çok yoksul olduklarını, sadece bir göz odalarının olduğunu, sofraya kısıtlı imkanlarla yiyecek koyduklarını, yatma zamanı odayı kendilerine verip, biz akrabamizda kalacağız diyerek cıkıp gitttiklerini,

sabah uyanıp dışarıya çıktığında ailenin çocuklarıyla birlikte dışarıda bir ağacın altında uyuduklarını gördüğünü,

 

Çok duygulandıklarını, bunu neden yaptıklarını sorduklarında,

“Bizim dinimiz bunu bizden istiyor, misafire hürmet göstermek bizim görevimizdir” dediğini, bunun üzerine, isllam dinini araştırdıklarini ve ailece Müslümanlığa geçtiklerini söylemisti.

 

Tabiki, bu iki kişinin müslüman olması demek, muhtemelen çocuklarının ve belki torunlarının müslüman olması demektir.

 

Anadolu İrfanı’nın en iyi pratikte ki izahı bu olaydır.

Hz Peygamber den rivayet edilir ki ” Bir kişinin müslüman olmasına vesile olan kişi, bir beldeyi fethetmiş gibidir.” Buyurur.

Bazen, bir eşten bir sülale, aşiret, bir köy, şehir meydana gelebilir.

 

Rahmetli Dedem, bir yoksula yardım etmek istediğinde, evimizde, bahçemizde kendisinin veya bizlerin kolaylıkla yapabileceği işler için o kişiyi çağırıp çalıştırir ve ücretini, peygamberimiz’in buyurduğu gibi, ” Teri kurumadan” fazlasıyla verirdi. Ne naif, ne güzel bir yardım şekli!

 

Onların bu Anadolu Ìrfanına sahip tavırlarını çok özlüyorum.

 

Şunu da belirteyim ki, bir kişinin hidayete ulaşması, sadece Allah tarafından nasıp olur.

Ama o bazı kişileri buna vesile eder.

Peygamberlerin dahi hidayete erdirmek gibi bir yetkilerinin olmadığını Kur’an da görüyoruz.

 

“Kuşkusuz sen istediğini hidayete erdiremezsin, ama Allah dilediğini ( dileyeni) hidayete eriştirir.”( Kasas suresi, 56.Ayet)

Burada, dileyip, hakikati araştırmak çok önemli.

Gayret göstereni, Rabbimiz elbet hidayete erdirecektir.

Tabiki, hidayet Allah’tan dır ama tebliğ etmek, İrfan sahibi olarak örnek olmak, Allah’ın istediği müslümanca tavır takinmak, üzerimize ciddi bir görevdir.

 

Bu zorlu görevi peygamberimiz ve sahabilerde görmekteyiz.

 

 

Peki, bu Anadolu Ìrfanı dediğimiz kavramın içeriği nedir?

 

Her türlü farklı inanç, kültür, ırklara karşı saygılı olmak.

Kalbi ve gönlü esas alan derin anlayış.

Adaleti gözetip, hakkı üstün tutmak.

Büyük Tasavvufi şahsiyetlerin izini sürmek.

Anadolu bu konuda çok zengindir.

 

Bugün geldiğimiz noktada, mualesef istisnalar olsada, büyük çoğunluk bu irfanı uygulamayacak duruma gelmistir.

Kur’an’in bizden istediği müslüman profilinden çok uzak bir toplum haline geldik.

Gelecek nesil de bu konuda çok parlak değil.

Ya hurafelerle doldurulmuş dinin etkisinde, yada ateizm, deizm’in etkisinde kalmıştır.

 

Kur’an Müslümanlığı, neredeyse kaybolup gitmiştir müslüman toplumlarından.

 

Müslümanlardan beklenen davranışları, gayri müslim veya ateist toplumlarda görüyoruz.

Kendimizi bu konuda muhasebe etmeliyiz.

 

Rabbimiz’in bu konuda bizi ciddi hesaba çekeceğini bilelim.

Özellikle, 70 yıldır Avrupa’da yaşayan Türkler ve diğer Müslüman Toplumlar!

Kaç Hristiyan, gayri müslim, ateist vesaire!

Sizin tavırlarınızdan etkilenip Kur’an mümini oldu?

Veya, kalbinde az bir sıcaklık varken onuda, sizden dolayı kaybetti!

 

Bu konuda ciltler dolusu kitaplar yazılabilir.

Ama, haftaya bir sayfaya özetlemeye çalışayım.

 

Allah’a Emanet Olun.

 

Bayram Tan.

 

 

 

 

 

 

 

The post Anadolu İrfanı first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku